Blog

Ahenkle Dans Etmeyi Mi? Alabora Olmayı Mı Seçiyorsun?

Hayat uçsuz bucaksız doğal bir kaynak gibidir. Akar durur…

Hayat akıp giderken, bu akıntıda bizler nerede duruyoruz ya da nerede olmayı seçiyoruz; ılık, tatlı, dingin ve daha dingin bir akarsuyla ahenkle dans eden mi, yoksa fırtınada çırpınan tarafta mı? Şimdi yüksek bir kayalıktan akan ırmağın kenarında oturduğunu hayal etmeni istiyorum… Bugün oldukça rahat bir gün olsun senin için… Gözlerini kapatabilirsin ya da hiç görmediğin kadar bakabilirsin etrafına… Şimdi, şu ana kadar ezbere veya farkında olmadan yaşadığın her şeye hayretle yeniden bakmanı istiyorum. Bir bebek içselliğiyle; meraklı, keşfe aç ancak berrak… Oturduğun yer nasıl bir yer, bir kaya parçasının üzerinde misin yoksa çimenlerin yeşilliğine mi daldın? Kuşlar var mı etrafında, onları duyabiliyor musun? Peki ya rüzgârı hissedebiliyor musun? Saçlarını dağıtabiliyor olması sende nasıl bir duygu uyandırıyor? Güneşin rengi ve sıcaklığı arasındaki uyumu daha önce hiç düşünmüş müydün? Ya masmavi gökyüzünü? Tüm bunları derin bir şekilde nefesinle birlikte içine çekebildiğin kadar çek lütfen! Daha derin, daha derin çek! İç çekmekten daha derin bir hissediş olsun… Sahi neler geldi aklına? İç çekmek deyince ‘keşke’lerini mi, ‘iyi ki’lerini mi hatırladın? Nasıl da konu konuyu açıyor değil mi? Hayata nasıl bakıyorsun, bunu görebiliyor musun burada? ‘Keşke’lerinle seçtiğin hayatın sana neler yaşatıyor? Bu seçimler sana mı ait, hiç düşündün mü? Peki ya ‘iyi ki’lerin neler? Şimdiye kadar kendini bunlarla onurlandırdığın oldu mu? Biraz bunlara bakarak şükretmeye ne dersin? Odaklandığımız şeyi büyütebiliyoruz aslında. Şuan ‘iyi ki’ dediklerini çoğaltabilmen için nelere ihtiyaç duyuyorsun? Belki denemediğin bir yol, belki biraz daha cesaret… Ne dersin? Belki de bu, kaybolup gittiğin bir bilinmezlik… Var olanı ortaya çıkarmak da bir seçimdir. Hayat bunun olmasına izin vermekte… Peki, bu şekilde bakmanın faydası ne? Seni tutan kaygılarınsa eğer, bunlar sana neler yaptırıyor veya yaptırmıyor? Bunu fark edebilmek bulunduğumuz yeri görmemizi sağlayacaktır. Koşacak kadar güçlüsün inan bana ancak adım atarak da başlayabilirsin… Önce şu zincirlerden hele bir kurtul! Hisset bunu, yaşadığın tutsaklığı hisset! Düşündüğünden daha iyisin, harikasın, fark et! Sarıl kendine! Sarıl ruhuna, hissederek; seçimini kendinden yana kullanmış biri olarak sarıl! Hem zihnen hem bedenen hem ruhen bir bütün enerjisin. Daha da derinleşebilirsin ancak burada bir meditasyona değil, farkında olmadan yaşadığın her şeyi fark ederek yaşamana dikkat çekmek istiyorum. Hayat da böyle değil midir? Örneğin her gün uyanıp ezberlemiş olduğun, bedenine programladığın rutinleri ruhunda hissetmeden tıpkı bir robot gibi devam ettirdiğinde, beklenmedik bir terslikte tepetaklak olduğunu görürsün. Çünkü farkında olmadan seçtiklerinle beraber hayatı sürdürmek, fırtınada alaboradan kaçmakla aynı şey… Peki ya farkında olarak bir güne başlamak ve günü tamamlamak nasıl olurdu? Seçimlerini eğer farkındalıktan yana kullanırsan, geceye bile gözlerini kapatırken ruhun, o gizemin, huşu içinde olduğun o anın, limana demir atmış olmanın huzurunu yaşayarak dinlenmeye bırakacaktır kendini… Tüm seçimlerin sana ait; iyi ya da kötü… Seçim senin! Şimdi neyi seçiyorsun? Karar ver; ahenkle dans etmeyi mi, alabora olmayı mı?