Bu yazıda aile şirketlerinin iç dinamikleri ele alınacaktır. Aile ve şirket ikilemi arasında kalmanın etkileri ve bu sorunlar arasında çözümlerin ne şekilde uygulanacağı ifade edilecektir. Bunları ifade ederken şu sorulara cevaplar arayacağız;
• Aile ve şirketin arasında olası sorunlar karşında alınacak yöntemler ne olmalı ve bu noktada koçluğun etkileri neler olabilir?
• Aileden iyi bir takım çıkar mı? İyi bir takım olsa da neler yapmak gerekir?
Aile şirketi deyince ilk akla gelen nedir?
Çekirdek aile ya da daha geniş aile üyelerinin ortaklığıyla kurulan bir şirket türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sebeple aile şirketlerinin doğal olarak yöneticileri ya da çalışanları bakımından diğer şirket türüne göre farklı ele alınması gerekmektedir. İş ve aile bir araya girmiş ve doğru yönetilmediği takdirde ailelerin de dağılması ve kendi içlerinde çözülmesi mümkün olmayan kaoslara neden olabilmektedir.
Şirketin sürdürülebilir olması için neler mümkündür?
Aile şirket özel dinamitlere sahip bir yapıdır. Bunun sağlıklı bir yapı olması ve varlığını uzun yıllar boyunca sürdürebilmesi için sağlıklı bir ailenin ve rekabetin minimum seviyede olduğu bireylerle mümkündür. Aksi takdirde çatışma olasıdır ve takım olmak yerine sürekli rekabet halinde olan bireyler arasında dikey ve yatay mobbing kaçınılmaz olur. Bu da çalışanlar ile yönetimin mutsuz, tam bir kaos ortamında çalışmalarını beraberinde getirecektir. Aile şirketleri, insanı her açıdan zorlayan ve hedefler doğrultusunda planlı ve birlikte hareket etmek uzun süreç isteyen bir şirket türüdür.
Bir diğer önemli konu da aile üyelerinin çocuklarıyla ilgili. Şirketi kuran aile üyelerinin çocukları, şirketin varisi olduğundan daha küçük yaşlardan itibaren buna uygun yetiştirilmeye çalışılıyor. Bu çocuklar, ilerleyen süreçte şirketin yöneticileri olacaklarından yapının ihtiyacını karşılayacak uygun eğitimlerle birlikte çok küçük yaşlardan itibaren dil eğitimleri almaktadırlar. Okul dönemlerine geçtikten sonra eğitim hayatlarına bir kaç dil öğrenebilecekleri, aynı düzeyde ailelerin bulunduğu kolejlerde devam ederler. Üniversite seçimlerine gelindiğinde ise uygun lisans bölümlerinin seçilmesi istenebilmektedir. Söz konusu şirketler, ne üzerine var olacaksa çocukları o alanlara yönlendirmekteler. Alanlarının en ince ayrıntısına kadar öğrenmeleri için zorlanmaktalar veya ticaret ve ekonomiyi yönetilebilecekleri alanları tercih etmeleri istenebilmektedir.
Kendilerinden istenen hayatı yaşamalarını tercih etmeyip kendi yolunu çizmek, kendi kararlarıyla ilerlemek isteyen çocuklar ise çoğu aile şirketlerinde ebeveynlerinden veto yiyebilir ve bu kararlarından dönmeleri için yaptırımlara maruz kalabilirler. Aynı baskı yetişkinliğe gelindiğinde ilişkilerde de kendini hissettirir. Aynı yapıya sahip benzer sektördeki şirketler zaman zaman güç birliği yapma ihtiyacı duyar. Bunu da birleşerek yapan şirketlerin çocuklarının birbirleriyle evlilik yapmaları en çok tercih edilen durum oluyor. Elbette bu kararlar aileden aileye değişse de hem varlıklarını korumak ve güç birliği yapmak için bunu istemektedirler. Bu yolla ailelerin birbirleriyle daha iyi bağ kurabilmeleri, çocuklarının da alışkın olduğu çevreden uzaklaşmamaları daha sağlıklı bulunduğu için bu şekilde yönlendirme yapıldığı görülmektedir. Bu yapıların dışındaki insanlar veya aileler için böyle bir anlayış olağandışı ve katı gelebilir.
Çoğu aile şirketleri üyeleri modern, çok iyi eğitimli insanlar olsa da geleneksel bir yapıya sahiptir. Dünyanın neresinde olursa olsun bunları görmek olasıdır. Tüm demografik boyutlarda değerlendirildiğinde, şirketler için başarının sürdürebilirliği oldukça önemlidir.
AİLE ŞİRKETLERİNE KOÇLARIN TAVRI NASIL OLMALIDIR?
Anlattığım aile şirketi yapısı içindeki yaşananları doğru veya yanlış değerlendirmek, kurulan sistemin her zaman iyi veya kötü sonuçlar verdiği gibi çıkarımlarda bulunmak doğru değildir. Koçların da kendi değerleri ile yaklaşıp, değerlendirmede bulunmaları ve tavsiye vermeleri doğru bir yaklaşım olmaz ki zaten bu tarz yaklaşımlar koçluğun reddettiği yaklaşımlardır. Bunun için aile tam olarak doğru konumlandırılmalı ve değerlendirmelerin sağlıklı sonuçlanması için gerekirse aile üyelerinin tamamıyla tek tek seanslar yapmaları tercih edilebilir. Takıma koçluk yapmadan önce aileyi tanımak, aileyle yapılacak ilk çalışmada daha başarılı sonuçlar elde edilmesi mümkündür.
Aile şirketi kurmak gibi bir düşünceniz varsa ancak aile şirketlerinin yapısı hakkında yeteri kadar bilgiye sahip değilseniz bu düşüncenizi harekete geçirmeden önce kararınızı bir kez daha gözden geçirmelisiniz zira zannedilenden daha hassas yapıdırlar. Sadece yönetim ile ilgili değil aileyi de içerdiğinden bir arada durmayı başaramayan ailelerin varlığını da uzun süre sürdüremediklerini görüyoruz.
Öte yandan yetişememiş gençlerin aile şirketlerine verdiği zarar kaçınılmazdır. Aileyi şirket nezdinde değerlendirerek bakmak sağlıklı olacaktır. Dolayısıyla kulaktan dolma bilgilerle ilerlenemeyeceği ve aile şirketlerinin ayrı bir dinamit yapısının olduğu bilinmelidir. Bu sadece yönetimsel ya da sadece şirketle ilgili değildir.
Aile şirketleri geleneksel bir yapıya sahiptir. Ve bazı katı kuralları olan kırmızıçizgileri aşılması istenmeyen şirket türüdür. Aile ve şirket içerisinde en yetkili kişi genellikle ailenin büyüğü ya da ailenin otorite olarak kabul ettiği kimsedir. Bazen otorite birkaç kişi de olabilmektedir. Bu yetki aynı zamanda ailede çıkan sorunları bertaraf edip arabulucu görevi üstlenmeyi de beraberinde getirmektedir. Yetkili kişi sadece şirket bünyesindeki sorunlarla değil, ailenin de sorunlarıyla ilgilenmek ve bunları çözmekle yükümlüdür. Çoğunlukla ailede yaşanan sorunlar, şirketin içerisinde de sorun çıkmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla bu yapıdaki şirketlerin konuya profesyonel olarak yaklaşmaları ve duygusallıktan tamamen uzaklaşmaları kendileri için oldukça faydalı olacaktır.
Aile şirketlerinin güçlü şekilde varlığını devam etmesi için:
• Parayı takip etmesi,
• Maliyet muhasebesi yapması,
• Bütçeleme oluşturması,
• Hangi ürün ya da hizmetten karlılık edip edemeyeceğini belirlemesi,
• Geçmiş zamanlarda hangi ürün ya da hizmet kazandırdığını görmesi,
• Yönetimde hesap verilebilirlik olması,
• Şeffaflık ve güven vermesi gerekmektedir.
AİLE ŞİRKETLERİ İÇİN TEHLİKE NEDİR?
Peki, aile şirketlerinin varlığını sürdürememesi ve bu yapıdaki çoğu şirketin kısa sürede tükenmesinin sebepleri neler olabilir? Doğru araçlarla yola devam etmelerinin önündeki engeller neler olabilir?
Aile şirketlerinde amca, dayı vs. akraba girdiğinde burada eşler ve çocuklar da etkili birer şirket ortağı veya söz sahibi olabiliyorlar. Dolayısıyla her aile üyesinin doğru yerde duramaması veya doğru yerde konumlandırılamaması aileyle şirketteki konumların birbirine girmesine neden olmaktadır. Profesyonellikten uzak, genellikle duygularıyla kararlar veren aile bireylerinin yönettiği bu tarz şirketleri, yönetilmesi en zor şirketler statüsüne koymak yanlış bir değerlendirme olmayacaktır. Bu sebeple kulaktan dolma bilgilerle aile şirketi kurulmamalı ve tüm varsayımlar değerlendirilmelidir.
NASIL OLMALI?
Aile şirketlerinde ciddi sözleşmeler ışığında ilerlenmeli, kesinlikle söze/güvene dayalı yapıdan uzaklaşılmalı, hukuki yaptırımları güçlü bir yapı kurularak her aile üyesinin şirketin içerisinde hakları korunma altına alınmalıdır. Yüzdelik dilimlere göre haklar sözleşmede belirtilmeli ve bunun dışına çıkılması engellenmelidir. Bunlar yapılmadığı zaman dünyanın neresinde olursa olsun aile şirketlerinin çok hızlı dağılan bir yapı olması kaçınılmaz olacaktır.
Haklar güvence altına alındıktan sonraki en önemli iş aile bireylerinin konumları yeniden değerlendirilmeli. Üyelerin ailedeki konumlarını bir kenara bırakıp objektif değerlendirme yapmaları, şirket ile aile içindeki konumlarını ayrı tutmaları gerekmektedir. Doğru görev dağılımı yapılması ve bu sistemin sağlıklı var olması için takım ruhunun canlandırılması çok önemlidir. Takımın sağlıklı kurulması ve aktif bir yapıda ve sürdürülebilir bir ruha ulaşması gereklidir. Lakin kişilerin bilgisi, donanımı, kabiliyeti, entelektüel birikimi, özverisi ayrı olarak değerlendirilmelidir. Ancak takım olmak, kişileri bireysel olarak doğru konumlandırmaya engel olmamalıdır ve bunun önüne en hızlı biçimde geçilmelidir. Bunun için burada takım ve grup koçluklarına ihtiyaç duyulmaktadır.
BAŞARILI AİLE ŞİRKETLERİNİN SIRRI NEDİR?
Önde gelen bazı şirketler, 3. kuşaklara kadar varlığını sürdürdüler ve sürdürmeye devam etmektedirler. Peki, bu şirketler neyi doğru yaptı sizce? Haydi, gelin bir de buna bakalım. Neticede bunu başarabilen aile şirketleri de var.
Şüphesiz başarılı aile şirketlerinin şirket yapısını koçluğa açık hale getirmeleri, bu başarılarının kaynaklarından biridir. Bu şirketlerin bünyelerinde iç koçlar çalıştırdığını biliyor muydunuz?
Elbette ki tek başına bir koç şirketi kurtarmaya, takım ruhu oluşturmaya yeterli değildir. Hiçbir kişi veya kurum bunun teminatını veremez. Çünkü direksiyon şirket yöneticilerinin elinde ve kararları kendileri almaktalar. Şirket içi eğitimleri sağlayamayan, koçluğun gücünden faydalanarak ilerleme anlayışını şirketlerine adapte etmeyen ya da edemeyen yapıları ileri taşıyabilmek mümkün değildir.
Kurumsal firmalarda şeffaflık ve hesap verilebilir bir yapı olması gereklidir. Şirketin yönetim kurulunun en tepe yöneticisi dahi olsa hatası göz ardı edilmeyecek uyarıcı ve engelleyici bir sistem olmalıdır. Aksi taktirde şirket içi güven sağlanması mümkün değildir.
İyi yönetilen şirketlerde mutlu bir ortam ve denetlenebilecek bir yapı kurulduğunu görürsünüz. Çalışanlar arasında mutsuzluk, huzursuzluk ya da mobbing’e maruz kalındığında kendilerini ifade edebilecek, hakkını savunabilecek bir sistem tesis edilmiştir. Şirketler sağlıklı aileye değil, sağlıklı bir yapıya ihtiyaç duyarlar. “Biz bir aileyiz!” gibi klişe ifadelerden ziyade daha samimi ama daha ciddi bir dil kullanmalıdır. Şirket üyeleri arasında hitaplar ve davranışlar da akrabalık bağına göre değil profesyonel iş yaşamına göre şekillendirilmelidir ve bu konuda taviz verilmemelidir.
Peki, siz ve şirketiniz bu profesyonel yaklaşıma sahip mi? Duygusal bir bakış açısından uzaklaşıp ailenden biri hata yaptığında bunu göz ardı etmeden gerekli prosedürleri uygulayabilecek güce sahip misin? Kendine döndüğünde, iş hayatında ne kadar profesyonel ya da ne kadar duygusal tepkiler veriyorsun? Şirketinin bir takım ruhuna ihtiyacı var mı ve bu takım ruhu için bir koça ihtiyacın var mı gerçekten? Ya da tüm sorunları şirket içerisinde çözebilecek güce, donanıma ve bilgiye sahip misin?