Hayat, anlardan ibarettir ve geçmiş de anılardan… Hayat; anlar birbiri peşi sıra geçerken ve zaman elimizden hızla akıp giderken anılar şeklinde depolanır. Anılar, anın ve geçmişin depolanma şekli ve birimidir. Yaşadığımız anları gönlümüzün en güzel kutusunda, kuytusunda saklarız. Anılarımız bizim en değerli hazinemizdir. Hayata anlam ve değer katmanın yolu, o anları güzel anılara çevirmekle mümkündür. Anılar, hayatımızı zenginleştirmenin en keyifli yoludur.
An ile anı arasındaki ince çizgi
An; zamanın bölünemeyecek kadar kısa, en kısa birimidir. Anı ise belleğimizde yer eden, biriktirilen, saklanan ve anımsandığında duygularımızı tetikleyen bir hatıradır. Örneğin bir gün batımını veya güzel bir manzarayı izlemek bir andır ama onu sevdiğimiz biri ile birlikte paylaşmak, tek başımıza bile olsak o anın tadını çıkarmak yani güzelliğinin ayırdına ve farkındalığına varmak ise onu anıya çevirir. “An”ı anıya çevirmek, aslında o anın uçup gitmesine izin vermemek ve kendimize hediye etmektir.
An, yaşamın tohumudur
Yaşadığımız her an, bir anı olma potansiyeli taşır. An, içinde her türlü anıya evrilme olasılığı ve potansiyeli olan bir tohum gibi yaşamın tohumudur. Tıpkı bir tohum gibi bir anı filizlendirip yeşertebiliriz. Peki, gerçekten de her an anıya döner mi? Bazen farkında bile olmadan, otomatik bir yaşayışta, hayatı ıskalayarak geçirdiğimiz anlara ne olmaktadır? Farkındalıkla yaşanmadığı için bir anıya dönüşemeden, anlamını bulamadan, gerçek değerine ulaşamadan öylece hayatımızdan kopup gitmektedir. Bazen zaman ömrümüzden anlamsızca akıp giderken bazen de tek bir an, ömre bedel olabilir. Bugün yaşadığımız ve sıradan olduğunu sandığımız bir an, yarınımızın ve ömrümüzün en değerli hatırası olabilir. Aradaki fark, ana katılan anlamdadır.
Hayatın akışında kalıcı izler bırakmak
Anı anıya çevirmek, sadece bir zaman dilimini yaşamış olmakla değil, o anı farkındalıkla yaşayıp kalıcı bir hatıraya dönüştürmekle ilgilidir. Anılar biriktirmek hayatın kendisidir. Hayatın akışında belleğimizde kendimize dair güzel ve kalıcı izler bırakmak, yaşama sanatı ile mümkündür. Bu, öz saygı ve öz güvenimizi de arttırır.
Hayatı anlamlı ve değerli kılan, anları harika anılara dönüştürme deneyimiyle yaşamaktır. Hayatımıza daha çok yaşanmışlık katmak ve hayatımızı bereketlendirmek tam da buradan doğar.
Anılar, geleceğe yazılan mektuplardır
Hepimiz kendi hikâyemizi yazar, onu yaşar, kendi hikâyemizde var oluruz. Herkes kendi hikâyesinin kahramanıdır; bir varmış, bir yokmuşçasına…
Hayat bize her gün yeni anılar biriktirme şansı sunar ancak çoğu zaman günlük telaşlar ve koşturmacalar arasında bunu fark edemeyiz bile.
Yaşamı ve ömrü ölçümleyen şey, anlamlı yaşanmışlığın ve ömre sığdırılan şeylerin yoğunluğudur. Harika anılar biriktirme çabası, hayatın kıymetini bilmektir.
Kullanmadığımız tablolarımızı evimizin çatı katında sakladığımız gibi anılarımızı da belleğimizin bir köşesinde saklarız. Yalnız aralarında bir fark vardır: Zamanla tablolar tozlansa da anılarımız ilk günkü canlılığını korur. Vaktiyle yaşayıp zamana teslim ettiğimiz her anı, yıllar sonra bile bize o anı anımsatan en ufak bir çağrışımla bizi tekrar o ana götürür ve geçmişteki o anda hissettiklerimizi tekrar hissetme fırsatı verir. Bir çağrışımla geçmişe döner, kendimizi o anın içinde bulur, yeniden yaşıyor gibi oluruz.
Bazen bir anın değerini, o an geçip de çok sonra, anıya dönüştükten sonra anlayabiliyoruz. En değerli anlarımızdan bazıları da biz farkındalıkla yaşamadığımız, anlam katamadığımız için anıya dönüşemeden ömrümüzden akıp gidiyor.
Tıpkı masamızdaki panomuza önemli notları bir raptiye ile tutturduğumuz gibi her anımıza güzel bir anı iliştirmek ve hayat panomuza asmak da hayatımızı zenginleştirir.
Hayata yaşanmışlık katmanın yolu, “anda ve burada” olmaktan yani farkındalıktan geçer. İşte o zaman yaşanan her anın tadına varılmış, doya doya yaşanmış ve anlamlı hale gelmiş olur. Tam da burada, hayatlarımızı anlamlı kılmak için farkındalığın ve koçluğun ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor.
Koçluk hayatımızı güzelleştirir
Koçluk, bugün ve geleceğe odaklı bir süreçtir. Bugünümüzü ve geleceğimizi güzelleştirdikçe o anlar, daha ileri bir gelecekte bizim güzel bir geçmişimize dönüşür ve kişisel tarihimizi güzelleştirirler.
Koçluk; farkındalığımızı arttıran, anda ve burada olmamızı sağlayan bir yaklaşımdır. Koçluğu yaşamımızın tamamına yaymamız, anlarımızı daha farkındalıkla ve anlamlı yaşamamızı ve güzel anılar biriktirmemizi sağlar. “An”ı anıya, hayali gerçeğe dönüştürmek koçlukla mümkün hale gelir. Zamanın akışkanlığının ve o anın bir daha tekrarlanmayacağının bilincinde olmak, dikkatimizi yaşadığımız ana çekmemizi sağlar.
Özellikle biraz yavaşlamak, ana gelmek, şimdi ve burada olmak, tüm duyularımızı ve duygularımızı hissetmek, detaylara ve ayrıntılara dikkat etmek, insanlarla bağ kurmak, sevdiklerimizle paylaşmak, bir fotoğraf veya video gibi kayıt altına almak ya da en iyisi zihnimize kaydetmek; o anın anıya dönüşmesinde destek olur.
Koçluk, yaşamımızda dönüşüm sağlayıp anın yani aslında yaşamın değerini anlamamızı ve hayatımıza yaşanmışlık katmamızı mümkün kılar.
Ömrümüzün sonuna geldiğimizde hayatımızı anlamlı geçirmiş ve anlarımıza muhteşem anılar eklemiş olmamız, bizim kendimize karşı sorumluluğumuz, görevimiz ve borcumuzdur.
Haydi, siz de şu anda bir durun ve derin bir nefes alıp kendinize içinde bulunduğunuz şu anı, tam şu anı hediye edin! Hayata tüm varlığınızla katılmanın ve anlam katmanın yolu buradan geçiyor!
Katılım / iletişim formu
Başvurunuzu güvenli form üzerinden gönderebilirsiniz.