Bağlılık mı, bağımlılık mı bizimkisi?

Bağlılık mı, bağımlılık mı bizimkisi?

Yaşıyoruz ve bu düzlemde yol kat ediyoruz. Bizler nereden geldik, nereye gidiyoruz? Doğuyoruz ve ailemiz bizi şekillendiriyor. Evet, onlara olan bağlılığımız güzel. Ancak öyle oluyor ki fazla korumacılıkla bu bağlılık zamanla bağımlılık hâline geliyor. Onlar olmadan bir şey yapamıyoruz, hiçbir karar alamıyoruz. Belki de bu durum bizim görünmez prangalarımız.

Aslında burası bizim konfor alanımız ve biz burada kendimizi güvende görüyoruz, ya da öyle düşünüyoruz. Neden? Çünkü “beni burada koruyanlar var; dışarısı zararlı, tehlikeli ve korkunç” diye düşünüyoruz… Bu düşünceyle büyütülen çocuklar daha sonra kendi cellatlarının bağımlısı oluyorlar. Özgürlükleri gidiyor ellerinden ve kimilerinin adeta tapulu malları gibi oluyorlar. Kimi zaman bir can dostunun ya da arkadaşının, kimi zaman eşinin, kimi zaman da anne ya da babasının…

Sürekli korunan, kollanan ve müdahaleye maruz kalan bireyler oluşan konfor alanında kendilerini güvende hissederler.  Onlara göre dış dünya ise zararlı, tehlikeli ve korkunçtur… Bu düşünceyle büyütülen çocuklar daha sonra kendi cellâtlarının bağımlısı olurlar.

Kız, annesine o kadar bağımlı oluyor ki anne ona  “nefes alma” dese adeta nefes almayacak; annenin elinde kukla haline gelmiş. Evet, anne ve baba çok değerli, her açıdan; ancak insanın kendi kişiliği daha da değerli; özgürlüğü ve kendi hayatının sorumlusunun kendinde olması… Sonra anne vefat edince çocuk mahvoluyor ve devamlı hasta; bu sefer de çocukları varsa çocuklarına, eşi varsa eşine tutunuyor. Görünmez iplerle bağlı bir yerlere… Bir şeylere bağlı olmazsa yaşayamayacak gibi hissediyor, bu onun beynine kazınan bir algı haline gelmiş.

Ya da erkek evlat babaya çok düşkün, taparcasına babasını çok seviyor diye her şeyi yapıyor ve evlenince babaya yeni bir çalışan geliyor. Kırsal kesimde daha çok var olan bir konudur bu. “Güçlü kuvvetli güzel kız al ki tarlada, bahçede iyi çalışsın. Sonra sana bir de güzel torunlar getirsin; iki taraflı kazanç…” Kız ise baba ile ilişkisi çok iyiyse kocasının babası gibi olmasını istiyor. “Niye çocuklara babam gibi, babamın bana ve kardeşlerime davrandığı gibi davranmıyor?” Ve böylelikle çatışmalı bir aile kuruluyor.

Bu böyle devam ediyor, gidiyor; böyle bitse iyi… Çocuklar büyüyor, torunlar oluyor ve tabii ki çocuklar evlenince kendilerini geliştiriyorlar; tabii geliştirirlerse… Değişik bir aile ilişkisi oluyor. Kadın, erkek çocuk doğurunca ailede azad olmuş gibi oluyor ve kölelikten hanımlığa çıkıyor. Bu sefer oğlu büyüyor ve oğlan evlenince sorunlar başlıyor. Kadın, oğlu olduğunda o babasına köle olan kocasının köleliğinden çıkıp kocasına yaptıramadıklarını oğluna yaptırıyor. Bu sefer de oğlunu kendine köle yapıyor. Nasıl kocasının yerine, farkında olmadan oğlunu koyuyor; o da bilmiyor.

 

Bağımlı olmayan, güzel bağlılıkları olan ailelerde bireyler özgürdür ve herkes kendi kararlarının sorumluluğunu alır… Birbirine bağımlılık geliştirmiş çoğu ailede ise herkesin birbirinden sorumlu olduğu ancak kendinden sorumlu olmadığı bireyler yetişir.

 

Erkek çocuk evlendiğinde karısına iyi davrandığında ve karısının mutlu olması için uğraş verdiğinde, bu sefer de anne geline düşman oluyor. O, kocasının yerine koyduğu oğlunu elinden almış oluyor gelini ve bir yerde kuma geliyor o gelin, o kaynanaya. Çocuk iki arada kalıyor ve dışarıya açılıyor ve başka sorunlar başlıyor. Tabii kaynana, gelininin rahatını bozmak için, onu sinir etmek için, oğlunun yaptıklarını gençliğinde ve şimdiki yaptıklarını gelininin yanında anlatıyor ve ateşe benzin döküyor. Bu ortamda diğer çocuklara ne oluyor, artık cevapsız…

Bağımlı olmayan, güzel bağlılıkları olan ailelerde bu konuya rastlamıyoruz. Orada özgürlük var ve herkes kendinden sorumlu… Bağımlılıklarda herkesin birbirinden sorumlu olduğu ancak kendinden sorumlu olmadığı bireyler oluşuyor.

Bu konuyu koçluk eğitimleri aldıktan sonra değerlendirdiğimde şunu gördüm: Her birey, kadın ve erkek, kendine “Nasıl bir insan olduğunu?” sorduğunda bu sorunun cevabını bulur. Ben bir kadın ya da erkek, bir birey olarak bu ailede ya da toplumda nasıl bir bireyim, ne yapıyorum? Ve bu yaptıklarımın etkisi nerelere gidiyor?

İşte bu sorulara cevapları verdiğinde, aile içinde bağlılık oluşturulurken kimseye bağımlı kalınmaz; özgürlüğün tadı çıkarılır. Böylece bireyler sorunlu birey olmaktan çıkar. Böylece hayat yolunda devam eder.

Hayat yolculuğu; mutlulukla, herkesin kendini bulduğu ve bildiği bir güzellikle var olurken, kelebek kanadı etkisiyle toplumun tümüne yayılır ve yaşam kalitesi yükselir.

Bugün siz, birilerine bağlanarak yaşayanlardan mısınız; yoksa toplum bireyleri arasındaki bağlılığını özgürce yaşayıp kendi yolunu bulanlardan mısınız?

Picture of Kezban Muhammet Raşit Fevzi
Kezban Muhammet Raşit Fevzi
ELB KOÇLUK,TRANSAKSİYONEL ANALİZ,GRUP VE TAKIM KOÇLUĞU,SÜPERVİZÖRLÜK,MENTÖRLÜK,AİLE DİZİMİ ,TENTA HEALİNG EĞİTMENLİK,BİLİNÇALTI KODLAMA...

Post a comment

Bağışınız İçin Teşekkürler

Online ödeme

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak bağışınızı yapabilirsiniz.

GBB Kitap al

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak imzalı GBB kitabını sipariş ver.

havale/eft

GELECEK BUGÜN BAŞLAR DERNEĞİ

Banka
: HalkBank
İBAN: TR48 0001 2009 1470 0016 0000 16