Blog

Her Şeye Yetişmeye Çalışırken Kendine Geç Kalan İnsan

Her şeye yetişmeye çalışırken kendine geç kalanlardan mısın? Güçlü görünme çabamızın arkasındaki yorgunluğu ve kendimize dönmenin yollarını keşfedin.

cemile_yolayrımıgorseli

Sabah alarm çalıyor… Daha gözünü tam açmadan elin telefona gidiyor. Mesajlar, mailler, cevapsız aramalar, yapılacak işler… Bir taraftan kahvaltıyı hazırlıyor, belki de kahvaltıya bile zamanın olmuyor çünkü işe yetişmeye çalışıyorsun. Evden çıkmadan zihnin çoktan yorulmuş oluyor ama bunu kimse görmüyor.

Birisi sana “Nasılsın?” diye sorduğunda ise çoğu zaman düşünmeden aynı cevabı veriyorsun: “İyiyim.” Gerçekten iyi olduğun için mi? Yoksa anlatmaya nereden başlayacağını bilemediğin için mi?

Bugünün insanı yalnızca işlerin çokluğundan yorulmuyor. Aynı anda güçlü görünmeye, kimseyi kırmamaya, hiçbir şeyi aksatmamaya ve herkese yetişmeye çalışmaktan yoruluyor. Belki sen de hayatın gerisinde kaldığın için değil, herkese yetişmeye çalışırken kendini geride bıraktığın için yorgunsun.

“Ben Hallederim” Diyen Güçlü Benlik

Akşam eve geliyorsun. Günün yorgunluğu omuzlarındayken eşin, çocuğun veya ebeveynlerin senden bir şey istiyor. Yapılması gereken başka bir iş, çözülmesi gereken başka bir sorun… İçinden bir an için “Bugün gerçekten çok yoruldum” demek geçiyor fakat ağzından yine aynı cümle çıkıyor: “Tamam, ben hallederim.”

Çünkü uzun zamandır, güçlü olmayı her şeyi taşıyabilmek zannediyorsun. Kimse sana açıkça “Yorulamazsın” demese bile sen kendine bunu söylüyorsun. Yardım istediğinde eksik, durduğunda yetersiz, yetişemediğinde başarısız görüneceğinden korkuyorsun.

Günler geçiyor… Sen hâlâ her şeyi hallediyorsun ama bir gün küçücük bir olay karşısında gözlerin doluyor. Aslında seni ağlatan o an değil, uzun zamandır “Ben de yoruldum” diyememiş olmandır. Çünkü insan bazen yaşadığı son olaya değil, içinde biriktirdiği bütün o sessiz yorgunluklara ağlar.

Kimse Kırılmasın Diye Kendinden Vazgeçen Benlik

Telefonun çalıyor. Bir arkadaşın senden bir şey rica ediyor. Aslında o gün kendin için başka bir planın var. İçinden gelen ilk cevap “Bugün olmaz” demek… Fakat kısa bir sessizliğin ardından yine “Tamam” diyorsun.

Uyum sağlayan benliğimiz bazen kabul görmek, sevilmek ve dışlanmamak için bizi sürekli “evet” demeye yönlendirir:

  • “Hayır dersem yanlış anlaşılırım.”
  • “Gitmezsem ayıp olur.”
  • “Yapmazsam beni düşüncesiz bulurlar.”
  • “Şimdi kendimi seçersem bencil olurum.”

Peki, herkesin seni iyi bilmesi için sürekli kendinden vazgeçtiğinde sen kendini nasıl biliyorsun? İnsanları kırmamak elbette değerlidir; ancak bunu yaparken sürekli kendi sınırlarımızı kırıyorsak orada yeniden düşünmemiz gerekir. Çünkü bazen başkasına söylediğimiz her “evet”, kendimize söylediğimiz sessiz bir “hayır” olabilir.

İçimizde Sakin Bir Ses Daha Var: Yetişkin Benlik

Hayatın bütün bu telaşı içinde içimizde daha sakin bir ses de vardır. Suçlamaz, korkutmaz, “Aman, biri kırılmasın” diyerek bizi kendimizden vazgeçirmeye çalışmaz. Yalnızca olanı olduğu gibi görür ve sorar:

“Şu an gerçekten ne oluyor? Bu sorumluluk gerçekten bana mı ait? Bunu yapmak istediğim için mi yapıyorum yoksa suçluluk duymamak için mi? Şu anda neye ihtiyacım var?”

Bu, Yetişkin benliğimizin sesidir. Yetişkin benlik bize her şeyi bırakmamızı değil, neyi neden yaptığımızı fark etmemizi söyler. Çünkü bazen ihtiyacımız olan daha fazla zaman değil; neye, neden zaman ayırdığımızı görebilmektir.

Belki Mesele Zamanı Yönetmek Değildir

Bütün gün çalışıp eve gelen, ailesinin ve çevresindekilerin her ihtiyacını fark eden ama biri ona “Senin neye ihtiyacın var?” diye sorduğunda cevap veremeyen o insan belki sensin, belki benim, belki de çevremizde her gün gördüğümüz biri…

Bu kişi, ertelenen küçük ihtiyaçların içinde yavaş yavaş kendinden uzaklaşır. “Bugün de idare edeyim”, “Bu iş de bitsin”, “Şu dönem de geçsin” derken o “sonra” bir türlü gelmez. Çünkü hayat, biten işlerin ardından başlamaz; bütün o işler devam ederken yaşanır.

Kendine dönmek, büyük bir değişimle başlamak zorunda değil. Belki bugün bir talebe hemen “evet” demeden önce durabilirsin. Belki de “Bir düşüneyim, sana döneyim” diyebilirsin. Bazen dönüşüm büyük adımlarla değil, insanın kendisine sorduğu dürüst bir soruyla başlar:

‘’Ben bu hayatın neresindeyim?’’

Şimdi Kendine Sor

  1. Her şeyi halleden güçlü benliğin, aslında hangi ihtiyacını saklıyor?
  2. Kimse kırılmasın diye kaç kez kendini kırdın?
  3. Söylediğin “evet”lerin kaçı gerçekten sana ait?
  4. Bugün Yetişkin benliğin söz alsaydı sana neyi bırakmanı ve neye sahip çıkmanı söylerdi?

Hatırla… Bazen hayatı değiştiren şey daha hızlı koşmak değil, neden koştuğunu fark etmektir. Ve belki bugün bütün sorumlulukların bitmeyecek, belki ilk defa sınır koyduğunda kendini biraz suçlu hissedeceksin. Ancak yine de küçük bir yerden başlayabilirsin; çünkü insan, kendine geç kaldığını fark ettiği anda kendine doğru ilk adımını atar.

CEMİLE BAYDOĞAN

(ICF Profesyonel Koç & Myk Eğitim Uzmanı & Nlp)