Blog

KENDİNİ ÖFKEYLE CEZALANDIRDIĞINI BİLİYOR MUSUN?

İnsanoğlu yaşamı boyunca birçok duygu ile var olur; bazı duyguları yoğun yaşar. Bazen öyle anlar gelir ki, bu duyguların içinde kaybolur. En çok da öfke, insanı içten içe bitirir. Yaşanmışlıklar, karşılaşılan haksızlıklar ve biriken deneyimler… Tüm bunlar, kişinin öfkeli olmasına neden olur.  

Öfke nedir?

Öfke, kişinin kendisine yapılanları içe atıp sonra bunu dışarı vurmasıdır. Öfke, sözel ya da fiziksel davranışlarla dışa vurulabilir. Bir olay esnasında yaşananları içine atmak, zamanında kendini ifade edememek ya da “başkaları üzülmesin” diye susmak, öfkenin temel nedenlerindendir.  
"Bana sorarsanız, kişinin başkalarına karşı duyduğu öfkenin kaynağı aslında kendi içindedir. Ancak çoğu insan bunun farkında olmadığı için öfkenin kaynağını hep dışarıda arar. Oysa davranışlarımıza yansıyan, içimizde besleyip büyüttüğümüz duygudur."  

Öfke bize ne yaşatır?

Öfke, her şeyden önce stres yaratır. Öfkeyle geçen her gün enerjimizi tüketir. İçimizde biriktirdiklerimizi anlatmak için her an tetikte olmamıza neden olur. Aslında bu duygu, çoğu zaman başkalarıyla ilgiliymiş gibi görünse de, yaşananları öfkeyle tutmayı seçtiğimizde, aslında kendimizi cezalandırırız. Başkalarına duyduğumuz öfke, çoğu zaman kendimize verdiğimiz en büyük ceza olur. Zihin olumsuz düşüncelere meyillidir. Olumsuz düşünceleri içselleştirdikçe ve zihnimizde tekrar ettikçe, öfke bir alışkanlığa dönüşebilir ve insanı içinden çıkılmaz bir duruma sürükleyebilir. En tehlikelisi ise bu düşüncelerin inanca dönüşmesidir. İnanca dönüşen öfke, kişiyi sürekli öfke patlamalarının içine çekebilir. İnsanoğlu bir ömür öfkeyle yaşayamaz. Bu ona acı verir, huzursuzluk yaşatır, hayattan kopmasına ve anı kaçırmasına sebep olur. İçinde yaşadığı, inanca dönüşen olumsuz duygular, kişiyi sürekli bir öfke hâlinde tutar. Bu o kadar sıradanlaşır ki, kişi artık bunun farkında bile olmayabilir. Duyguların insanı kontrol ettiği ve en ufak bir olayda bile saldırganlaşmaya yol açtığı bir süreçtir bu ve doğal olarak çevredekilerin tepkilerini de beraberinde getirir.  

"Olumsuz duyguları fark edip beslemek yerine onlardan kurtulmayı seçmek, insanın özgürleşmesini sağlar."

Bana sorarsanız, kişinin başkalarına karşı duyduğu öfkenin kaynağı aslında kendi içindedir. Ancak çoğu insan bunun farkında olmadığı için öfkenin kaynağını hep dışarıda arar. Oysa davranışlarımıza yansıyan, içimizde besleyip büyüttüğümüz duygudur. Durumu düzeltmek için atılacak ilk adım, bu duygunun farkına varmaktır: Bilinçli bir şekilde öfkeyi tanımak, gerçekte bize ait olup olmadığını sorgulamak gerekir. Hepimiz insanız; hem güçlü yanlarımız hem de geliştirmemiz gereken yönlerimiz var. Özellikle geliştirilmesi gereken yönlerin farkında olmamak, öfke gibi duyguların güçlenmesine alan açar. Burada soruların gücünden de bahsetmem gerekir. Farkındalıkla sorulmuş ve dürüstçe yanıtlanmış tek bir soru bile insanın hayatını temelden değiştirebilir. Sorunun gücü kadar, kişinin soruya verdiği cevap da önemlidir. Cevaplar bize ait olmalıdır; yaşamımızın tüm ihtiyaçlarına verilecek cevaplar yalnızca içimizde vardır. Bu cevapların keşfedilip dışarı çıkarılması, değişim ve dönüşümün en önemli anahtarıdır. Öfke ve benzeri duyguları, kendimize soracağımız sorularla anlamak ve bunlarla yüzleşmek mümkündür. Bu olumsuz duyguları fark edip beslemek yerine onlardan kurtulmayı seçmek, insanın özgürleşmesini sağlar. Bu özgürlük ve beraberindeki dönüşüm, kişinin hayata daha çok bağlanmasını, öz saygısını ve öz sevgisini yeniden kazanmasını sağlayacaktır.    

İçimizde tuttuğumuz öfkenin zararları

Şunu bilmek gerekir: Öfke, ruh sağlığımızı da içten içe bozabilir. İçimizde tuttuğumuz öfke dalları, tıpkı bir ağaç gibi büyür. Dolayısıyla öfkenin büyümesine biz de fırsat veriyoruz ama onu küçültmeyi de başarabiliriz. Büyüyen öfke dallarını fark edip arada budama yaparsak yani duygularımızı yönetmeyi öğrenirsek, öfkemizi de daha kolay kontrol edebiliriz. Öfkeli geçen her gün, kendimize yapılmış en büyük kötülüktür. Öfkeyle geçirilen zaman, anın pek çok güzelliğini kaçırmamıza neden olur; anı yaşamanın kıymetini bilmeden yaşamamıza yol açar.  

Öfkeyle nasıl başa çıkabiliriz?

Hadi şimdi kısa bir egzersiz yapalım: Sakin, sessiz ve rahat bir yere uzan. Derin derin nefes al; zihnindeki tüm düşünceleri bırak ve nefesine odaklan. Burnundan derin bir nefes al, ver; tekrar al, ver. Kendine sor:
  • “Bu öfke bana mı ait?”
  • “Kime, neden öfkeliyim?”
  • “Kendimde neyi değiştirmem gerekiyor?”
  • “Bu öfke bana ne öğretmek istiyor?”
  • “Neyi fark etmem gerekiyor?”
Her nefeste devam et; soru sormaya ara verme. Kendine şu soruları da sor: “Ben kimin öfkesini taşıyorum?” Hayatını gözden geçir; seni tetikleyen, öfkelendiren tüm olayların cevaplarını tek tek bulmaya çalış. Her nefes alışında şükret: yaşantına, varlığına, sağlığına, sahip olduklarına, yaşanmışlıklara ve sana kattıklarına... Şükretmek, öfkenin yarattığı karanlığı dağıtmaya yardımcı olur. Seni öfkelendiren insanlar aslında sende neyi açığa çıkarmaya çalışıyorlar, bunu gör ve o yanını keşfet. İşte bu keşifler sonrası yeni bir sen doğacak. İçinde en derin huzuru fark edeceksin. Bu keşifle, yeni hayatına “hoş geldin” diyebilirsin.