Blog

KOÇ VE DANIŞAN ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ KURULUR?

Koçluğun artan popülaritesine rağmen dünyada ve ülkemizde hâlâ pek çok meslekle karıştırılması, sıkça karşılaştığımız koçluk problemlerinden biridir. Bunu bildiğimiz için koçluğu tanımlarken kullandığımız argümanları özenle seçer, söz konusu mesleklerden farkını ortaya koymaya ve bunları örneklendirmeye çalışırız çoğu zaman. Oysa koçluğu anlamak, tanımlayabilmek düşünüldüğü kadar zor değildir. Tüm bunların yanında oldukça anlamlı bulduğum ve herkes tarafından bilinmesi gerektiğine inandığım önemli bir mevzu daha var ki, bunu da en az koçluk tanımı kadar önemsiyorum. Koçluğun ne olup olmadığını bilmek kadar koç ile danışan arasında nasıl bir ilişkinin kurulduğunu da bilmek, koçluğun daha anlaşılır olmasına hizmet edecektir.     Koçluk; sadece hedef belirleme, karar aldırma ve performans artırma süreci değil, aynı zamanda koç ile koçluk alan kişi (danışan) arasında kurulan güçlü bir ilişkiye dayanır. İşte yazımızın konusunu oluşturan bu ilişki; koçluğun anlaşılması, doğru tanımlanması ve koçluğu benim gibi pek çok kişinin de özel bir yere konumlandırmasına yardımcı olacak güçlü bir kılavuz niteliğindedir. Bu ilişki, koç ve danışanı arasında karşılıklı güven, saygı ve profesyonel sınırlar çerçevesinde gelişir ve etik kurallar çerçevesinde profesyonel bir ilişki oluşmasını sağlar. Peki, bu ilişki nasıl yapılandırılır ve Uluslararası Koçluk Federasyonunun (ICF) belirlediği profesyonel standartlar doğrultusunda nasıl yürütülür? Haydi, gelin detayları birlikte keşfedelim!   KARŞILIKLI GÜVEN Koçluk ilişkisinin en önemli yapı taşı şüphesiz güvendir. Zira koçluk seansında danışan, koçuyla çok özel bilgiler paylaşabilir ve bunların gizli kalacağından emin olmak isteyebilir. Kaldı ki danışanın böyle bir talebi olmasa bile koç, danışanın paylaştığı tüm bilgileri gerek etik kurallar çerçevesinde gerekse de yasaların öngördüğü gizlilik esasına göre korur. Bu güven ortamı, danışanın kendini rahat hissetmesini ve içsel keşif yapmasını sağlar.   KARŞILIKLI SAYGI Koçluk süreci, koç ve danışan arasında karşılıklı saygı ile yürütülür. Koç, danışanını özel ve biricik olarak görür; danışanın da kendisini özel hissetmesini sağlar. Danışanının düşüncelerine, hedeflerine ve değerlerine saygı gösterir. Koçlar, danışanlarını yargılamadan, eleştirmeden dinler; geri dönüt verirken de danışanın kendi sözcüklerini kullanmaya özen gösterir. Var olan bu saygı çerçevesi, koçluk ilişkisinin güçlenmesini sağlar.   AKTİF DİNLEME Koçların en önemli becerilerinden biri de aktif dinleme becerisidir. Koç, danışanı anlamak için aktif dinleme becerilerini kullanır. Bunun yanında ICF'in belirlediği profesyonel koçluk standartlarına göre koç yalnızca kelimeleri değil, danışanın duygularını, endişelerini ve niyetlerini de anlamaya çalışır. Bu, etkili bir koçluk ilişkisinin temelidir. Dinlenildiğini ve anlaşıldığını düşünen danışan, daha rahat ederek seans boyunca önemli farkındalıklar kazanır.   GÜÇLÜ SORU SORMA Bir diğer önemli koçluk becerisi de doğru sorma becerisidir. Koçluk sürecinde koç, doğru soruları sorarak danışanın düşünme sürecini derinleştirir. Bu güçlü sorular, danışanın içsel bir keşif yaşamasına, kendi potansiyelini keşfetmesine ve yeni bakış açıları kazanmasına yardımcı olur. “Aha! anı” denilen bu güçlü farkındalık anı, koçluk ilişkisinin yönünü belirler.   ETİK SINIRLAR Şüphesiz koçluk sürecinin tamamı ICF tarafından belirlenen etik kurallar ışığında yürütülür. Bu etik kurallar, koçluk sürecinin profesyonelce ve saygı çerçevesinde yürütülmesini sağlar. Koç, danışanına olduğu gibi toplumun tamamının kişisel sınırlarına saygı gösterir ve koçluk sürecini profesyonelce sürdürür. Bu, koç-danışan ilişkisini sağlıklı kıldığı gibi toplum içinde de koçluğa saygın bir bakış kazandırır. Dolayısıyla koçların etik sınırlar içinde kalması son derece önem kazanmaktadır.   KOÇUN TARAFSIZLIĞI Koç; danışanına, yaşadığı olaylara, kendisine anlatılan her konuya tarafsız bir bakış açısıyla yaklaşır. ICF’in etik kurallarına göre koç; danışanın çözüm yollarını kendi bulması için iç görü kazandırır ancak onu hiçbir yönde zorlamaz, tavsiyede bulunmaz ve yön göstermez. Koçluk sürecinin tamamında kendi duygu ve düşüncelerini göz ardı ederek ve tarafsız kalarak danışanının kendi çözümlerini bulmasını sağlar. Tarafsızlık, koçluk ilişkisinin temel özelliklerinden bir diğeridir. Yazımın başında da ifade ettiğim gibi koçluk ilişkisinin en temel unsuru, koç ile koçluk alan kişi yani danışan arasında güvene dayalı kurulan ve profesyonel çerçeveyle sınırları çizilmiş anlamlı bir ilişkidir. Bu ilişki, sadece koçluk seanslarının amacına ulaşmasına hizmet etmekle kalmaz aynı zamanda danışanın kişisel gelişimini ve belirlediği hedeflerine ulaşmasını da destekler.     Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF) tarafından belirlenen etik kurallar çerçevesinde, profesyonel bir koçluk ilişkisinin nasıl kurulduğunu ve sürdürüldüğünü bu blog yazısıyla ele almak istedim. Yorumlarınızı ve deneyimlerinizi paylaşmaktan çekinmeyin! Özetle; koç ve danışan arasındaki ilişki; karşılıklı güven, saygı, aktif dinleme ve etik kurallar üzerine kuruludur. Bunlar koçluğun en önemli yapı taşlarıdır. Bu yapı taşları, danışanın gelişimini desteklerken aynı zamanda sağlam ve profesyonel bir ilişki oluşmasına büyük katkı sağlamaktadır.     Sonuç olarak koçluk; bireylerin kişisel veya profesyonel hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olan, yapılandırılmış ve profesyonel bir süreçtir. Koç; danışanı dinleyerek, güçlü sorular sorarak ve etik ilkeler doğrultusunda rehberlik ederek danışanın potansiyelini en üst seviyeye çıkarmasına destek olur. Unutulmamalıdır ki bu süreç, karşılıklı güven ve saygı çerçevesinde yürütülür.