İnsan, yaşamında iyi, mutlu ve huzurlu bir varoluş arar. Kimi kendine amaçlar koyar, kimi hayaller kurar, kimi de hedeflerine ulaşmak için elinden geleni yapar. Fakat bütün bunların arasında çoğu zaman kendimizi görmezden gelir; hatta yaşam amacımızı sorgulamayı bile unuturuz. Günler, aylar, yıllar geçer… Üstünü örttüğümüz, yüzleşmekten kaçtığımız, bize ait olup olmadığını bilmediğimiz inançlarla yaşar gideriz. Ta ki bir söz, bir davranış ya da bir farkındalık anı bize durup bakmamızı hatırlatana kadar…
Ve bazen… Yalnızca tek bir soru, insanın bütün değişim yolculuğunu başlatır.
Benim için de bu böyle oldu. Bir soru, ardından gelen içten bir cevap… Ve ardı sıra gelen farkındalıklar. Koçlukla tanıştığımda soruların ne kadar güçlü olduğunu anladım. Kendime sorduğum her soruda biraz daha derine indim; her cevapta ruhumun başka bir katmanını keşfettim. Kendimi bulduğum o yer, kendi değerlerim ve inançlarımdı. O güne kadar farkında olmadan bir başkasının değerleriyle yaşadığımı, bir başkasının inançlarını taşıdığımı, kendimi bile tam ifade edemediğimi fark ettim. Ne istediğimi bilmiyordum. Yaşadığım hayatın benim seçtiğim hayat olup olmadığını bile sorgulamamıştım.
Asıl kırılma noktası ise “Ben kimim?” sorusu oldu. Zihnimin gürültüsünü susturmaya çalışırken, kendimle savaştığım bir döneme girdim. Kendimle yüzleşmek kolay olmadı. Ama o yüzleşmeyle birlikte, özellikle kadınların da benim gibi kendi değerlerini bilmeden yaşadığını gördüm. Toplumsal roller, öğretilmiş kurallar, kuşaktan kuşağa aktarılan baskılar derken birçok kadın kendi gerçekliğini unutmuştu.
İşte o an, kadınların bakış açılarına ışık olmayı kendime misyon edindim. Çünkü bir kadın farkındalığını artırdığında, kendini eğittiğinde, kendi değerlerini gördüğünde hayatla daha barışık, daha güçlü ve daha net oluyordu.
Koçluk yolculuğumun bana kattığı en önemli farkındalık önce sorular sonra değerler ve inançlar oldu. Kendime ait olmayan inançları fark edip bırakmayı öğrendim. Cesaret değerimin aslında ne kadar güçlü olduğunu ama yıllarca onu nasıl bastırdığımı gördüm. Huzurumu korumak uğruna sustukça kendimi nasıl yok saydığımı fark ettim. Bu farkındalıklar önce beni öfkelendirdi ardından Transaksiyonel Analiz eğitimiyle her şey daha da netleşti. Uyum sağlamak uğruna kendimi nasıl geri plana attığımı, çocukluğumdan beri öğrendiklerimin yetişkin hayatımı nasıl şekillendirdiğini anladım.
Sonra “hayır” demeyi öğrendim. Kendimi ifade etmeyi öğrendim. Kendi duygularımı sahiplenmeyi öğrendim. Bu değişim çevremdekileri rahatsız etti; çünkü onlar uyumlu olan eski beni tanıyordu. Oysa ben artık görünür olmak istiyordum. Kendi yaşamımda kendime yer açıyordum.
Asıl acı farkındalığı ise çok sonra yaşadım: Başkalarının huzuru bozulmasın diye susarken aslında kendi ruhumun huzurunu bozuyordum.
Ve yıllar sonra patlayan o öfkenin, içimde biriken tüm bastırılmış duyguların sonucu olduğunu anladım. Kimse beni görmüyorsa bunun bir sebebi vardı. Çünkü ben de kendimi görmüyordum.
Bunu fark ettikten sonra yüklerimi bırakmayı seçtim. Annelerimizin bize öğrettiği rollerin, erkek egemen toplumun dayattığı kuralların üzerimizdeki görünmez ağırlığını fark ettim. Ve bugün pek çok kadının kendi değerlerinden bihaber yaşamasının aslında bu mirasın bir sonucu olduğunu gördüm.
Değişim, insanın kendisiyle başlar.
Evet, zordur.
Evet, sorumluluk ister.
Ama insan kendi sorumluluğunu aldığında dönüşüm de başlar.
Geçmişte yaşadığım her şeyi tecrübeye dönüştürdüm. Duyguların beni sürüklemesine izin vermek yerine mantığımı merkeze aldım. Anda yaşamayı, şükretmeyi, nefesin kıymetini fark etmeyi öğrendim. Zihnimin programını değiştirmeyi, “negatif kodların” yerine yenilerini koymayı öğrendim. Özdeğerimi, özşefkatimi güçlendirdim. Kendime değer vermeyi, kendimi yargılamadan kabul etmeyi, yüklerimi bırakmayı öğrendim.
Ve en önemlisi:
Kendi ışığımı kendim parlatmayı öğrendim.
Şimdi sıra sende…
Dur ve kendine sor:
Bu yaşamda hangi değerlerle var oluyorsun?
Bu değerler gerçekten sana mı ait?
Onları kimden öğrendin?
Bugün sana “Üç değerin nedir?” desem, söyleyebilir misin?
Değerlerin kime hizmet ediyor?
Bu sorulara verdiğin içten cevaplar, senin de ruhundaki keşif yolculuğunu başlatabilir.
Ben kadınlara ışık olmayı, onların ışığını güçlendirmeyi ve bu yolculukta yanlarında yürümeyi seçiyorum.
Kendini fark et…
Ve o ışıkla parlamaya devam et.
KOÇLUĞUN RUHUMDAKİ KEŞİF YOLCULUĞU | Gelecek Bugün Başlar