İnsan buz dağı gibidir. Büyüklüğü dışardan fark edilmeyen bir buz dağı… Dışardan görünen sen ile içeriden görünen sen aynı değildir ve aynı zamanda insan üç katlı bir eve benzer. Üst katta toplumun gelenek- görenekleri, anne baba baskısı; orta katta günlük yaşamımız ve yaşadığımız olumsuzluklar; bodrum katında ise ifade edilmemiş duygular ve üst kattakilere gösterilememiş tepkiler yer alıyor. İfade edilmeyen duygular ile üst kattakilere gösterilmeyen tepkiler, bu kata iner ve depolanır.
İnsanoğlu her gün yeni bir şey öğrenir; ebeveynlerinden, çevreden, toplumdan sürekli bir öğrenme ve gelişme halindedir. Her zaman mutlu, sağlıklı, başarılı olmasa da zaman zaman hayatın içinden aldığı yaralarla, olumlu ya da olumsuz olaylardan edindiği tecrübelerle yoluna devam eder. Bazen kendi değer ve inançlarını unutup etrafındaki kişilerin değer ve inançlarıyla da bir ömür geçirebilir. Bunu fark ettiği yerde hem kendini hem de geleceğini şekillendirmek kaçınılmaz olur.
GEÇMİŞTE YAŞADIĞINIZ HER ŞEYİ GERÇEKTEN TECRÜBE OLARAK ALABİLİYOR MUSUNUZ?
Geçmişi nasıl tecrübe olarak alabiliriz?
Yaşanan her ne olursa olsun -iyi ya da kötü, olumlu ya da olumsuz- ne yaşandığını fark edip oradan duyguyu ayırdığımız zaman, geçmişi tecrübe olarak almış oluruz. Duyguları yaşamak yerine duygulardan söz etmek daha doğru olacaktır. Kendinize “Orada ne yaşadım?”, “Peki, neyi yaşamak ve değiştirmek isterdim?” gibi sorular sorarak da kendi farkındalığınızı arttırarak olaydan duyguyu ayırabilirsiniz. Böylece anın içinde olup o anın keyfini ve güzelliğini fark edecek, bilhassa gelecekle ilgili plan ve hedeflerinize daha emin adımlarla ulaşmak için anda olmanın hazzına varacaksınız.
Tecrübe dediğimiz her olayda duygu yoktur. Farkındalıklarımızla birlikte yola devam etmek başkalarını, olayları ve durumları şikâyet etmemek de kişiyi kurban psikolojisinden uzaklaştırarak kişinin kendi sorumluluğunu almasını ve hayatına devam etmesini sağlar.
Ruhunuzu özgürleştirmeye mi ihtiyacınız var? Bunu da meditasyonla yapabilirsiniz. Size iyi gelen bir meditasyonu hayatınıza alın ve düşünmemeyi öğrenin. O zaman zihninizin daha sağlıklı çalıştığını göreceksiniz. Her ne olursa olsun, yaşadığınız her şey inançlarınızla oluyor ve inançlarınız da alışkanlıklarınızı doğuruyor. Bunları fark edin ve edindiğiniz tecrübelerle birlikte istediğiniz geleceği var edin ve kendinizi yaşamak istediğiniz hayatla ödüllendirin.
ALABİLMENİZ GEREKEN SORUMLULUKLARI ALABİLECEK KADAR GÜÇLÜ OLDUĞUNUZDA HER ŞEY DEĞİŞİR
Sorumluluklarla alınan kararlar, bireyler için daha sağlıklı bir zihin yapısının, daha huzurlu ve mutlu bir yaşamın kapılarını aralar. Böylelikle hedef ve hayallerine adım atmanın yolu açılmakla beraber motive olmuş, inanç dolu, kendine güvenen bir kişilik gelişir. Ne istediğinizi biliyor olmak, istediğinizi elde edene kadar hedefinize ilerlemenizi sağlar. Bunun için kendinize tıpkı koçluk soruları gibi güçlü sorular sorun. “Bunu başarmam nasıl mümkün olabilir?”, “Başka?”, “Daha başka?” gibi sorularla bakış açınızı değiştirin; neyi yapamadığınıza değil, neyi yapabildiğinize bakın! Açık ve meraklı olun ve elde ettiğiniz başarılarla kendinizi ödüllendirin.