İnsanoğlu, varoluşundan bu yana gerek kendine gerekse çevresindekilere, birçok amaca hizmet etmek için çeşitli sorular sormuştur. İnsanoğlunun kendine ilk sorduğu soru, “Nasıl hayatta kalırım?” olmuştur.
İnsanlar, konuşmayı öğrendikten sonra içine doğduğu dünyayı tanıyabilmek, çevresindeki insanları anlayabilmek, öğrenebilmek için merakla çeşitli sorular sormaya başlar. Farkında olarak ya da olmayarak gün içinde zihnimizden sayısız soru geçer. Soru sormak, düşüncelerimizin gelişimini sağlarken aynı zamanda bize yepyeni kapılar açar. Soru sorma becerisine herkesin ihtiyacı vardır; öğretmenler, gazeteciler, psikologlar ve tabii ki biz koçlar için soru sormanın önemi büyüktür.
Biz koçlar, danışanlarımıza (müşterilerimize) seanslarımızda güçlü sorular sorarız. Güçlü sorular sormak, davranış değişikliği yaratma gücüne de sahiptir. Soru sormayı merak etmek kadar, nasıl doğru sorular soracağımızın önemi de büyüktür. Güçlü ve doğru sorular, hem soruyu soran hem de soru sorulan için farkındalık oluşturur. Farkındalık oluşmasıyla birlikte merak ve öğrenme gerçekleştiğinde sorular son bulur ve artık harekete geçme zamanıdır.
Koçluk seanslarımızda kullandığımız güçlü sorulara örnek verecek olursam:
Seni harekete geçmekten alıkoyan ne?
Bu şekilde düşünmene sebep olan ne?
Buna sahip olduğunda nasıl bir sen olacaksın?
Nasıl başarılı bir koç olabilirsin?
Bu durum sana ne hissettiriyor?
Ne yaparsan hedefine giden yolda bir adım daha atmış olursun?
Neleri daha iyi, daha farklı yaparsan mutluluğu yakalarsın?
Öncelikle kendimize, ardından çevremizdekilere ne kadar çok soru sorarsak o kadar çok güçlü soru dağarcığımız olur ve böylelikle sorular daha derin anlamlar içerir. Güçlü soru sormak demek, uzun uzun cümleler kurarak karmaşık bir soru kalıbı yaratmak anlamına gelmez. Güçlü soru sormak demek; yerinde, amacına uygun, anlaşılır ve etkili soru sormak demektir.
Güçlü soru sorma teknikleri, daha derin ve anlamlı bilgi edinmeye, karşı tarafın düşünmesini sağlamaya ve etkili iletişim kurmaya yardımcı olur. İşte bazı teknikler:
Açık Uçlu Sorular: Evet veya hayır cevabı yerine daha kapsamlı yanıtlar gerektiren sorular. Örneğin “Bu konuda ne düşünüyorsun?” veya “Bu durumu nasıl değerlendiriyorsun?”
Derinlemesine Sorular: Konunun detaylarına inen sorular. Örneğin “Bu kararın arkasındaki ana neden nedir?” veya “Bu çözümün uzun vadeli etkileri neler olabilir?”
Neden ve Nasıl Soruları: Mantığı ve süreçleri anlamak için sorulan sorular. Örneğin “Bu stratejiyi neden tercih ettiniz?” veya “Bu sonuca nasıl ulaştınız?”
Empati Soruları: Karşı tarafın duygularını anlamak için sorulan sorular. Örneğin “Bu durum seni nasıl hissettirdi?” veya “Bu konuda endişelerin neler?”
Proaktif Sorular: Geleceğe yönelik ve çözüm odaklı sorular. Örneğin “Bu sorunu çözmek için hangi adımları atmayı düşünüyorsun?” veya “İleride benzer bir durumu nasıl önleyebiliriz?”
Karşılaştırma Soruları: Farklı seçenekler veya durumlar arasındaki farkları ortaya çıkarmak için sorulan sorular. Örneğin “Bu yöntem diğer yöntemlerden nasıl farklı?” veya “Bu yılki performans geçen yılla nasıl karşılaştırılır?”
Hipotetik Sorular: Olması muhtemel senaryoları değerlendirmek için sorulan sorular. Örneğin “Eğer bu proje başarısız olursa ne yapardık?” veya “Eğer sınırsız kaynaklarımız olsaydı ne yapardık?”
Sonuç olarak soru sorma tekniği; etkili iletişim kurmak, bilgi edinmek, sorunları çözmek ve derinlemesine düşünmeyi teşvik etmek için önemli bir beceridir. Net, açık uçlu, çeşitli ve doğru zamanlamayla sorulan sorular, karşı tarafın düşüncelerini ve duygularını açığa çıkararak zengin ve anlamlı diyaloglar oluşturur.
Aktif dinleme, empati ve nazik bir yaklaşım da bu süreci destekler. Bu stratejileri kullanarak daha etkili ve anlayışlı bir iletişim kurabilir ve öğrenme süreçlerinizi derinleştirebilirsiniz. Kendinize sorduğunuz sorular ise kişisel gelişimin ilk basamağıdır ve farkındalık kazanmanızı sağlar.