İletişim imkânlarının her geçen gün arttığı, insanların birbirine ulaşmasının teknoloji sayesinde son derece kolay olduğu bir çağda yaşıyoruz. Ancak buna rağmen pek çok kişi yalnızlık deneyimiyle karşı karşıya kalıyor, kendini izole edilmiş hissediyor. Sosyal bir varlık olan, kendini ilişkilerle ve kurduğu bağlarla var eden insanın bu şekilde bir bağlantısızlık hissetmesi onun duygusal, zihinsel ve fiziksel sağlığından oluşan kendi bütünlüğü üzerinde derin etkiler almasına sebep oluyor.
Danışanlarım arasında yalnızlıkla mücadele eden pek çok insanla karşılaştım. Onları düşündüğümde bazılarının bunu kabul etmekte zorlandıklarını hatırlıyorum, yalnız olmaktan utanıyorlardı. Bazıları ise yalnız oluşlarının nedenlerini bile fark edemiyordu. Seanslarımız boyunca çalıştıktan sonra kendilerindeki değişimi birlikte değerlendirdik. Koçluğun bu alanda da ne kadar etkili çalışabildiğini hep birlikte gördük.
Bu blog yazımda senin de kendine bakabilmen için yalnızlığı ele alacağım. Yalnızlığın nedenlerine birlikte bakacak, modern çalışma hayatının yalnızlık üzerindeki etkisini anlayacak ve ELB koçluğunu bu problemi aşmakta nasıl kullanacağımızı göreceğiz.
Sorun yalnız olmak, tek başına olmak değil!
Tek başınalık, yalnızlık ile karıştırılır. Oysa tek başına olmak sağlıklı bir durumdur. Sorun, yalnız olmaktır. Çünkü yalnızlık olumsuz bir duygu durumudur. Kişinin kurmak istediği sosyal bağlar ile kurabildiği gerçek sosyal bağlar arasında algılanan boşluktan ortaya çıkar. Kişi, daha sıkı bağlar kurmayı arzuluyordur ancak çevresiyle kurabildiği bağlar son derece yüzeyseldir. Buradaki boşluk, ona kendini yalnız hissettirir. Ya da kişi sosyal bağlar kurmak ister ancak çevresinde yeteri kadar insan yoktur. Bu da ona kendini yalnız hissettirir. Her iki durumda da yalnızlığı belirleyen; kişinin çevresindeki kişi sayısı değil, istediği ve elde ettiğini ya da edemediğini algıladığı bağlantı durumudur. Kişi çok kalabalık ortamlarda da yalnız hissedebilir.
Yalnızlığın nedenleri
Yalnızlık, kişinin etrafındaki insan sayısıyla ölçülmediği için yalnızlığı anlamak, onun nedenlerinin farkına varmak da çok kolay değildir.
İnsan, günlük olarak farklı birçok kişiyle etkileşimde bulunur ancak genellikle kurulan günlük iletişimler derin ve anlamlı bağlardan oluşmaz. Sohbetler yüzeysel olur, ilişkiler duygusal yönden tatmin edici değildir. Zengin ve anlamlı ilişkilerin eksikliği, kişinin yalnız hissetmesine neden olabilir.
Hayat değişkendir. İnsan; hayatı boyunca yeni bir eve, yeni bir şehre taşınabilir, bir yakınını kaybedebilir, ilişkilerinde kopuşlar ya da zorunlu ayrılıklar yaşayabilir. Bunlar gibi çok da küçük olmayan değişimler kişinin bağlarını, sosyal ilişkilerini etkileyeceği gibi yalnızlık hissini derinleştirebilir.
Bazen de büyük bir değişim yaşamaya gerek yoktur. Kişi, kendini toplumsal normların dışına itilmiş gibi hissedebilir. Bekârdır, çocuğu yoktur, hiç evlenmemiştir ya da içine kapanıktır. Ancak toplum evliliği dayatır; evlenirsin, ne zaman çocuğunun olacağını merak eder ya da sessizliği değil, yüksek sesleri ödüllendirir. Kültürel beklentileri karşılayamadığını düşünen kişiler de böylece yalnızlaşabilir.
Teknoloji ve sosyal medyanın iletişimi çok kolaylaştırdığını inkâr edemeyiz. Ancak erişimi ve iletişimi kolaylaştırmış olsa da çoğu zaman bir “birlikteymişiz” hissi vermediği de büyük bir gerçektir. Böyle durumlarda bireyler yalnızlaşıp izole hissedebilir.
Tüm bunların yanında bazı psikolojik sorunlar da yalnızlık hissini derinleştirebilir.
İş yaşamı yalnızlığı nasıl etkiler?
İş yaşamının yalnızlığa etkisi kolay kolay fark edilmez. Çalışmak, geçinebilmek için gereklidir. Ancak günümüzde çalışmak da yalnızlığa katkı sağlar. Hele hele son zamanlarda uzaktan çalışma pratiğinin artması, iş yükünün fazlalığı, kişisel ve profesyonel yaşam arasındaki çizginin silikleşmesi; sosyal bağları zenginleştirip güçlendirmek için yeterince emek sarf edilememesiyle sonuçlanır.
Uzaktan çalışmak esneklik sağlar ancak kişiyi ofis ortamının sosyal etkileşim imkânından uzak bırakır. Uzun çalışma saatleri, sürekli bağlantıda olma halini beraberinde getirir gibi görünse de performans odaklı yaklaşımlar, sosyalleşmenin ve kişisel ilişkiler kurmanın önüne geçebilir ya da rekabetçi ortamları tetikleyerek buna fırsat bırakmayabilir.
İnsan yalnızlıktan neden utanır?
Yalnızlık pozitif bir duygu durumu olmadığı için pek çok insan kendini bu durumda bulduğunu kendine bile itiraf etmez, kendi yalnızlığını kabul etmez. Yalnızlık hali kabul edilmediğinde de kişi çözüm aramak için herhangi bir adım atmaz.
Yalnızlık genel olarak kişisel bir başarısızlık olarak görülür. Sosyal becerilerden yoksunluk olarak algılanabilir ya da topluluktaki istenmeyen kişi olma korkusu sebebiyle yalnızlık, kişisel bir becerememe haliymiş gibi görülür. Bu sebeple kişi yalnızlığından utanır, onu ortaya koymak istemez. Yalnızlığı kabul etmek zordur. Çünkü bu kabul, kişiye kendini savunmasız hissettirir.
ELB Koçluğu yalnızlığı aşmada nasıl bir rol oynar?
Koçluk, yalnızlığın ele alınması ve kişinin daha sağlıklı ilişkiler kurabilmesinde derin ve etkin bir rol oynar. Koçluk, şimdiki zamana ve geleceğe odaklanır. Sorunu belirleme, çözüm adımlarını ortaya koyma ve gelişimin takibiyle kişiyi etrafıyla yeniden bağlı ve derin ilişkiler geliştirmeye yöneltir. Böylece kişinin hayatını daha doyumlu geçirmesini sağlar.
ELB koçluğu “yaşam bağlarını zenginleştirmek ve güçlendirmek” anlamına gelir. ELB yaklaşımında ilk olarak danışanın yalnızlığının farkına varmasını sağlarız. Yalnızlığının temel nedenlerini belirme konusunda danışana destek veririz. Kişi, neden yalnızlık çekiyordur? Öz güveni mi eksiktir, kurduğu ilişkileri sürdürmekte mi zorlanıyordur, iş hayatı ve özel hayat dengesini tutturmakta mı zorlanıyordur? Sorunu belirlemek, değişime giden yolu da aralar.
ELB yaklaşımı aracılığıyla danışanlar, kendi duygu ve davranışları üzerine düşünme fırsatı bulur. Kişiyi yalnızlığa iten eylemleri midir yoksa eylemsizliği mi? Sorunun üzerine düşünen danışan, sorunu fark ettiğinde onu değiştirecek kasıtlı eylemlerde de bulunabilir.
ELB yaklaşımı, başkalarıyla bağlantı kurmakta zorlanan kişiler için de destek sunar. ELB koçluğu ile kişi iletişimi geliştirme, uyumlu ilişkiler kurma ve sosyal dinamikleri yönetme becerilerini edinir.
Kişinin bilinçaltı inançları da yalnızlık duygusunun geliştirilmesinde etkilidir. ELB yaklaşımı, kişinin inançlarını sorgulayarak kişinin kendine sürekli yeni gözlerle bakmasını sağlar ve yeni inançlar geliştirmesine vesile olur.
ELB yaklaşımı, kişinin en iyi versiyonuna yönelik bir vizyon oluşturur. Bu vizyon doğrultusunda yol haritaları ve eylem adımları belirlenmesini sağlar. Böylece ELB koçluğu ile hayaller gerçek olur.
Zorluklar hayatın bir parçasıdır. ELB koçluğu; kişinin olumsuzluklara karşı dirençli durabilmesini, dayanıklılığını arttırabilmesini de sağladığı için yalnızlık hissiyle baş etmede kişiye önemli bir alet çantası da hediye etmiş olur.
Yalnızlık bir mahkûmiyet değildir!
Yalnızlık, sağlıklı bir duygu durumu olmamakla birlikte bir başarısızlık da değildir. Hayatın her bir olasılığı gibi normal, doğal, insani bir durumdur. Önemli olan, onun farkına varmak ve onun içinden geçmek için gönüllü olmaktır. Yalnızlık hali kalıcı olmak durumunda değildir. ELB koçluğu sayesinde yalnızlığınızın farkına varıp, ona yol açan nedenleri fark edip yeni ve doyumlu bir yaşama doğru yol almak mümkündür.
Koçluğun dönüştürücü gücünden neden faydalanmayasın? İzole olmuş hayatını zenginleştirebilir, bağlarını güçlendirebilir, yepyeni ilişkiler kurabilirsin. Haydi, kendinin en iyi versiyonuna giden yolda yalnızlığını birlikte aşalım.