BENİ NE ZAMAN UNUTTUN?

Ben senim…

Uzun zamandır hatırlamadığın, belki de çocukluğundan beri unuttuğun en son halin…

Neşeli olduğun, gülümsediğin, kimsenin seni yargılamadığı, o içinden geldiği gibi davrandığın zamanlarda seninle oradaydım.

Ancak sonrasında bir şeyler oldu, değil mi?

“Böyle yapılmaz.” dendi.

“Böyle sorulmaz.”, “Böyle gülünmez.”

Ve sende başkaları gibi olmaya, onlara benzemeye, onlar gibi davranmaya başladın.

Mesela ödül almak için susman gerektiğini öğrendin, ceza almamak için kendini bastırmayı ya da bir aferin almak için kendini unutmayı…

İşte o zaman ben de senin içinde yavaşça sessizleşmeye başladım..

Farkında mısın?

İçinden geldiği gibi değil, uygun olanı söyledikçe takdir alma çabası içerisinde, kendinden uzaklaşmaya başladın.

Aldığın ödüller, aferinler ve cezalar…

Hepsi zamanla bir tuğla gibi gerçek arzuların arasında bir duvar örmeye başladı.

Yaşadığın her şeye bir anlam veremediğini düşünüyorsun ya bazen, başarıyorsun ancak bir türlü istediğin doyumu elde edemiyorsun, değil mi?

Çünkü kendi ruhunun isteklerine değil, toplumun senden beklediği yöne doğru gidiyorsun.

 

Peki, ya hataların?..

Onlar da sana ait parçaların, değil mi?

Yıllarca sen hatalıysan eksiksin, denmedi mi sana?

Onlara inanıp sen de her yanlışını bir kusur saymadın mı?

Hatalarını dinlemek yerine susturmayı seçtin. Oysaki sana bir şeyler anlatmak için oradaydılar. Çünkü onlar da sana aitti. Büyümek, ders almak, gelişmek için… Dönüşüm ise fark edilenlerle başlıyor hayatta.

 

Pavlov’un Zili Ne Zaman Çaldı?

Rus bilim insanı İvan Pavlov’un deneyini daha önce duydun mu?

Klasik bir koşullanma örneği: Zil çalıyor ve köpekler salya akıtarak koşmaya başlıyor.

Sebebi ise ödülün gelecek olması.

Peki, ya sen?

Hangi ziller seni harekete geçiriyor?

Kimin onayı?

Kimin alkışı?

O zilin sesi kimin hayatına ait?

Aynı deneydeki köpeklerin ödül için koştuğu gibi sen de her gün koşuyorsun.

Peki, aldığın hangi ödül seni tatmin ediyor?

İşte bugün, ilk kez durma zamanı.

Koşmadan…

Belki de şimdiye kadar sana ait olmayan hedeflere koşarken kendi hayatını kaybettin, fark etmeden.

 

Kimin Hikâyesini Yaşıyorsun?

Bu soru gerçekten sevdiğim bir soru.

Kimin hayalini yaşıyorsun? Yaşadığın hayat sana mı ait? Yoksa annenin, babanın gerçekleştiremediği kariyer hedefleri mi?

Ya da öğretmeninin “Sen parlarsın.” dediği o yarışın içinde mi?

Bir düşün…

Yaşadığın hayat, yaptığın iş, oturduğun ev…

Sen mi seçtin?

Başkalarının sahnesinde oynamaktan artık yorulmadın mı?

 

İtiraf Et… Yoruldun.

Sürekli güçlü görünmek zorunda kalmaktan, herkesi idare etmeye çalışmaktan ve tüm bunları yaşarken gülümseyerek hayatta kalmaktan…

Ancak bunlar senin gerçeğin mi yoksa öğrendiğin alışkanlıkların mı?

Transaksiyonel analize göre içimizde 3 tane benlik durumları var. İçimizde çocuk,

yetişkin ve ebeveyn sesleri sürekli konuşur.

Peki, sen kimin sesiyle yaşıyorsun?

Eleştiren iç ebeveynin mi yoksa uyum sağlayan küçük çocuğun mu?

Peki, yetişkin olan nerede?

Karar veren, ayırt eden, seçen SEN?

 

Koçluk: İçindeki Çocuğa Fısıldamaktır

Koçluk terapi değildir. Danışana öğüt vermez hatta çözümü de söylemez.

Sadece alan açar sana. Yasaksız, yargısız, etiketlemeden…

Ve içindeki o sesi yeniden konuşturur.

Ben hâlâ buradayım. Seni hatırlıyorum. Peki, sen?

Beni ne zaman unuttun?

İşte o iç sesle yüzleşmek cesaret ister. Ancak koçluk da o cesaretin doğduğu yerde büyür.

 

Hangi Roldesin?

Yaşam aynı bir sahne gibi. Bazen iyi çocuk, bazen her şeyi kontrol eden ebeveyn, bazen de mükemmel çalışan oluyorsun. Ancak sana şimdiye kadar hiç kimse SEN olmayı öğretmedi. Çünkü genelde o rol pek rağbet görmüyor.

Koçluk seansı seni gerçek haline döndürür. Rolünü fark ettirir. Şimdiye kadar taktığın tüm maskelerden sıyrılmanı sağlar. Bir koç sana kim olacağını söyleyen kişi değildir. Zaten şimdiye kadar hep söylenmedi mi?

Koçluk sana “Gerçekten kim olmak istiyorum?” sorusuna korkmadan bakabileceğin bir alan açar. Ve sonunda kendini yeniden duymaya başlarsın.

 

Artık Yaşamak İçin Aferine İhtiyacın Yok

Koçluk sana hatırlatır,

Sen varsın.

Olduğun gibi…

Eksik değil.

Kusurlu değil.

Sadece “sen” olduğun için yeterlisin.

Şimdi…

Ne yapmak istersin?

İlk kez sadece kendin için ne seçmek istersin?

Cevabı biliyorsun.

Artık kendi ayak izlerinle yürüme zamanı…

Picture of Aslı Özyazgan
Aslı Özyazgan
1) ICF TEMEL KOÇLUK EĞİTİMİ 2) TRANSAKSİYONEL ANALİZ 3) HİPNOTİK İLETİŞİM 4) NLP TEKNİKLERİ

Post a comment

Bağışınız İçin Teşekkürler

Online ödeme

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak bağışınızı yapabilirsiniz.

GBB Kitap al

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak imzalı GBB kitabını sipariş ver.

havale/eft

GELECEK BUGÜN BAŞLAR DERNEĞİ

Banka
: HalkBank
İBAN: TR48 0001 2009 1470 0016 0000 16