KOÇLUĞA AŞKLA TUTUNMAK

Bir akşam, kahvemi alıp üstadım ile birlikte bilgisayarın başına oturduğumu hatırlıyorum. Gözümde aynı sekme: ICF PCC Başvuru Sayfası…
Kalbim deli gibi atıyor. Bir yanım “hazırsın” diyor, diğer yanım sessizce fısıldıyor: “Ya yapamazsan?”

Bu sesleri o kadar iyi tanıyordum ki… Danışanlarıma, iç seslerini fark etmeleri için alan açıyordum ama şimdi… Şimdi o alanın tam ortasında ben vardım.

Koçluğa ilk başladığım günleri düşündüm. O ilk seansları… Heyecanla atan kalp çarpıntıları, her doğru sorudan sonra gelen o tatlı şaşkınlık. Koçluk benim için sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimiydi. İnsanın kendini yeniden duyması, fark etmesi, keşfetmesi beni büyülüyordu.

Ama bu yol sadece ışıkla dolu değildi. Bazen karanlıkta yürür gibi hissettiğim oldu. Kayıtlarımı dinlerken “keşke…” dediğim anlar, tekrar tekrar başladığım günler, hatta pes etmeye çok yaklaştığım zamanlar… Ama sonra… Sonra o sakin ses yeniden konuştu: “Dilek, koçluğa neden başladığını hatırla!”

 

 

Ve hatırladım;

Bu yola neden çıktığımı…

İnsana, değişime, farkındalığa, dönüşüme olan inancımı…

Kendime verdiğim sözü…

İşte, bu yüzden pes etmeyecektim.

Üstadımdan aldığım mentörlükler hayatımın yönünü değiştirdi. Her görüşmede, bir cümlesiyle sanki içimdeki perdeyi aralıyordu. Bazen tek bir sorusu, beni uzun süre sessiz bırakıyordu. Çünkü o sessizlikte kendimle yüzleşiyordum.

Kelimelerimi azalttım, dinlememi derinleştirdim, alan tutmanın gücünü öğrendim. Mentörlük  seansları sayesinde koçluk yaparken “doğru soruyu sormak”tan çok, “doğru yerden dinlemek” ne demekmiş, onu öğrendim.

Mentörlük süreci boyunca, her geri bildirimin ardında beni daha da güçlendiren bir kendime şefkat vardı. Eleştiriyi değil, gelişimi duymayı öğrendim. Ve anladım ki, ustalığın ölçüsü kusursuzluk değil; hatalarının içinden geçerken bile öğrenmeye açık kalabilmekmiş.

Her mentörlük seansı beni biraz daha olgunlaştırdı, biraz daha sadeleştirdi.
Artık koçlukta “etkilemek” değil, “eşlik etmek” istiyordum. Üstadım MCC Fatih Elibol’a teşekkür etmeden geçemem. Onun rehberliği, bilgeliği ve içtenliğiyle sadece koçluk becerilerimi değil, koçluk varlığımı dönüştürdüm. Her cümlesi, her sessizliği bana yeniden “neden bu yolda olduğumu” hatırlattı. İşte o değişim; koçluk yolculuğumun bir son değil, kendimle başlayan yeni bir yol olduğunu gösterdi.

 

 

Evet, sıra geldi ünvan sınavına. Hayatta bazı sınavlar, ilk denemede kazanılmak için değil, insanı olgunlaştırmak, derinleştirmek ve şekillendirmek için vardır.

Benim PCC sınav yolculuğum da tam olarak böyleydi…

İlk denememde içimde büyük bir heyecan vardı. O kadar çok çalışmıştım ki, “Hazırım!” diyordum kendime. Ama… Sınav ekranı kapandığında, aldığım sonuç bana beklemediğim bir ders verdi. Hazır olmak sadece bilgiyle değil, zihin ve kalp dengesiyle ilgiliymiş.

İkinci denemede daha sistemliydim, stratejik ilerledim. Sorulara koç gibi değil, sanki hala “öğrenci” gibi yaklaşmışım meğer. Her soruda “doğru cevabı” bulmaya çalıştım ama ICF’in istediği şey doğruyu ezberlemek değil, koç gibi düşünmekti.

Sonuç kalbimin ortasına oturdu. O kadar emek vermiş, o kadar inanmıştım ki…
Bir an için içimdeki ses “Belki de olmuyor!” demeye başladı. Ama o sesin hemen ardından başka bir şey oldu: Bedenim sustu ve ben onu ilk kez bu kadar net duydum.

Ertesi sabah kendimi halsiz hissettim. “Biraz dinlenirim geçer…” dedim ama geçmedi.
Ve akşamına rahatsızlanarak hastanede tam üç gün boyunca kaldım.

O üç gün, aslında hayatın bana “Dur!” dediği günlerdi.

“Dur!” dedi. “Sadece başarmaya değil, yaşamaya da alan aç!”

“Dur!” dedi. “Yolun kadar, yolculuğunu taşıyan bedenin de önemli.”

“Dur!” dedi. “Bir sınav sonucu seni tanımlamaz; sen zaten yeterlisin.”

Hastane yatağında tavana bakarken, tüm o hızla koşan günlerim gözümün önünden geçti. Kendime hiç izin vermediğimi fark ettim. Dinlenmeye, üzülmeye, nefes almaya bile…

Koç olarak insanlara “kendine iyi bak” derken, kendimi ne kadar unuttuğumu fark ettim ve o an, içimden çok sakin bir cümle geçti: “Gerçek başarı, kendinle iyi olmaktır.”

O üç gün bana koçluktan da, sınavlardan da daha büyük bir şey öğretti. Bedenimle, ruhumla ve kalbimle bir bütün olmadan hiçbir unvanın anlamı yoktu. O yüzden üçüncü sınava hazırlanırken artık sadece bilgimi değil, kendimi iyileştirmeyi seçtim. Daha sakin, daha huzurlu, daha merkezimdeydim.

Bu kez notları değil, kendimi çalıştım. “Koç olarak ben bu durumda nasıl var olurum?” diye baktım. Üçüncü denemenin sonucunu elime alırken rahatça sadece sonucu görmek için baktım. Sonuç ne olursa olsun, bu dünyada en kıymetli sadece ben vardım.  Evet, olmuştu… Bu sefer kazanmıştım…

 

 

O an anladım ki, gerçek zafer; hiç düşmeden yürümekte değil, her düşüşte biraz daha güçlü kalkabilmekteymiş. Ve ben o gün, sadece PCC unvanını değil, kendime olan inancımı da yeniden kazandım.

Gözlerim doldu. Ağladım… Ama ağlamamın sebebi, kazandığım unvan değildi.

Pes etmeyişimdi…

Kendime duyduğum inançtı…

Bu yolun beni kim yaptığını görmekti…

 

 

Bugün biri bana, “PCC olmak nasıl bir his?” diye sorarsa şöyle derim: “Kendinle yaptığın en derin yolculuklardan biri.” Çünkü aslında bu süreçte “koçluğu” değil, en çok kendimi öğrendim. Sabretmeyi, şefkatle kendine bakabilmeyi, kalbimi açık tutmayı…

Bu yüzden hâlâ aynı heyecanla söylüyorum: “Ben bu işi aşkla yapıyorum.”
Çünkü koçluk, kalbinle tuttuğun bir aynadır ve ben o aynada, her defasında yeniden kendimi görüyorum.

Unutma; en karanlık an, yeniden doğmadan hemen önceki andır. Pes etme! Sadece bir nefes al…

Ve o nefesle birlikte kalbine yeniden güven…

 

Not:
Bu yazı, koçluk yolculuğunda bazen yorulduğunu hisseden ama buna rağmen kalbinden vazgeçmeyen herkes için… Özellikle bana rehberlik eden üstadıma minnettarlığımın küçük bir ifadesi olsun…

Değerli üstadıma sonsuz şükranla… Onunla geçirdiğim her mentörlük seansı, bu yolun sadece bir teknik değil, ruhsal bir deneyim olduğunu öğretti.

Picture of Dilek Çağlar PCC
Dilek Çağlar PCC
• Performans Koçluğu • Transaksiyonel Analiz • Takım Koçluğu • NLP Teknikleri ve Uygulayıcılığı • EFT Uzman ve Uygulayıcılığı • Süpervizör ve Mentör Koçluğu

Post a comment

Bağışınız İçin Teşekkürler

Online ödeme

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak bağışınızı yapabilirsiniz.

GBB Kitap al

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak imzalı GBB kitabını sipariş ver.

havale/eft

GELECEK BUGÜN BAŞLAR DERNEĞİ

Banka
: HalkBank
İBAN: TR48 0001 2009 1470 0016 0000 16