Bencillik ve benlik, sıklıkla birbiriyle karıştırılan ve aralarındaki sınır çizgisi silikleşebilen ya da aşılabilen kavramlardır. Bencillik ve benlik arasındaki farkın doğru anlaşılması, kişisel gelişimimizin önemli bir parçasıdır çünkü bencilliğe kaçmadan benliğimizi korumamız ve kişisel gelişim, içsel bir süreçtir ve çok öznel bir deneyimdir.

“Kişinin kendini tanıması, sevmesi, saygı duyması, değerini bilmesi ve kendisiyle barışık olması halidir.”
“Ben”lik Nedir?
Benlik; kişinin öz varlığı, kişiliği, onu kendisi yapan şeylerin bütünüdür. Kişiyi diğer varlıklardan ayıran bilinçtir. Benlik; bir kimsenin kişiliğini oluşturan temel öge ve egodur. Kişinin kendini tanıması, sevmesi, saygı duyması, değerini bilmesi ve kendisiyle barışık olması halidir. Benlik algımız içsel dünyamızda oluşur. Benlik; insanın varlığını sürdürmesi, içsel bir kimlik oluşturması, var oluş amacını ve kendini tanıma sürecini ifade eder. Kendini bilmek ve olduğu hali ile kabul etmek, aslında sağlıklı bir yaşamın temelini oluşturur. Her insanın eşsiz, benzersiz ve biricik olduğunu bilmek, kendisini başkalarıyla karşılaştırmak yerine kendi iç yolculuğunda ilerlemek ve kendisiyle barışmak her insana iyi gelir.

“Bencillik; başkalarının sınırlarını, isteklerini ve özgürlük ihtiyaçlarını hiçe sayarak sadece kendi isteklerini düşünmek ve ön planda tutmaktır.”
Bencillik Nedir?
Bencillik; başkalarının sınırlarını, isteklerini ve özgürlük ihtiyaçlarını hiçe sayarak sadece kendi isteklerini düşünmek ve ön planda tutmaktır. “Ben”lik ise kişisel olarak kendine odaklanma, hem kendine hem de başkalarına saygı gösterme durumudur.
Pek çok insan, bireyin kendisine odaklanmasını bencillik olarak yorumlar. Bu da o bireylerin, -sırf başkaları onları “bencil” diye nitelendirmesin diye- istemeseler de zamanlarını, enerjilerini, hayatlarını başkalarına ayırmak zorunda hissetmelerine neden olur. Kendi ihtiyaçlarını bilmek; zaman, enerji ve para gibi kaynakları boşa tüketmeyi önler ve kaynaklarını daha verimli kullanmayı sağlar. Kendi benliğimizi, sınırlarımızı ve alanımızı tanımak, bilmek ve korumak; başkalarının hayatımızdan çalmasına izin vermemektir.
Sağlıklı bir benlik duygusuna sahip olmak, kendi sınırlarına ve alanına sahip çıkmak, kendine değer vermek bencillik değil, özsaygıdır.
“Ben”lik, Kendini Tanıma Sürecidir
Kendini tanıma, bazen anlık bir farkındalıkla gelişse de çoğunlukla zaman alıcı, zorlu ve sancılı bir süreç olabilir. Hepimizin hayatında dönüm noktaları vardır; bu dönüm noktalarında, hayata ve dünyaya bakış açımız sınanabilir ve değişebilir. Kendimizi tanımak; kendimize dair farkındalık geliştirmek, kendimizi anlamak, duygu, düşünce ve davranışlarımızı öngörebilmek, güçlü ve geliştirilmesi gereken yönlerimizin farkında olmak demektir. Hayallerimizi, hedeflerimizi, isteklerimizi, amaçlarımızı, arzularımızı bilmektir.
Benlik; kişinin kendini nasıl algıladığı, değerleri, inançları, duyguları, düşünceleri ve davranışlarıyla şekillenen bir kavramdır.
Kendini tanımak, hem kişisel gelişimimize katkı sağlar hem de çevremizdeki insanlarla daha sağlıklı ilişkiler kurmamıza yardımcı olur.

“Kendini yaşamak, başkalarını dışlamak değil, kendi dünyasına yönelmektir.”
Kendini Yaşamak ve Kendini Gerçekleştirmek
Birçok kişi, başkalarına odaklanarak kendisini ihmal eder; kendine ayıracak zamanı ve enerjisi kalmaz bile. Oysa kendini yaşamak, başkalarını dışlamak değil, kendi dünyasına yönelmektir. İnsan ancak kendisine odaklanır ve yoğunlaşırsa kendisi ile yakınlaşır, aksi halde kendisinden uzaklaşır ve yabancılaşır. O yüzden kendisi ile yalnız ve baş başa kalabileceği zamanlar ve alanlar yaratmak, o zamanlarda kendi içsel dünyasına yoğunlaşıp derinleşmek çok kıymetlidir.
Kişi, kendi benliğini ne kadar tanır ve kabul ederse içsel dünyasında da o kadar huzur ve dengeyi bulur.

“İnsanın başkaları ile iyi, sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurabilmesi için öncelikle kendini tanıması, kendine değer vermesi bir ön koşuldur.”
“Ben”lik ve Başkalarıyla İyi İlişkiler Kurma
İnsanın benliğini koruması ve benliğine uygun bir yaşam sürmesi çok önemlidir çünkü insanın en önemli ilişkisi başkaları ile değil, kendisi ile olan ilişkisidir. İnsan, günün ve yaşamın sonunda kendisi ile baş başa kalmaktadır. Dengeli bir yaşam için insanın kendisi ile ilişkisinin sağlam olması bir opsiyon değil, zorunluluktur. Başkaları ile ilişkilerinde ve yaşamında iyi olabilmesi için de en önce kendisinin ve kendisi ile ilişkisinin iyi olmasına ihtiyaç vardır.
İnsanın başkaları ile iyi, sağlıklı ve dengeli ilişkiler kurabilmesi için öncelikle kendini tanıması, kendine değer vermesi bir ön koşuldur. Çünkü sağlıklı bir ilişki; her iki kişinin de kendisini ve karşısındakini tanıması, sevmesi ve saygı duyması ile mümkündür. Kendini sevmeden başkasını sevmenin zorluğu, bu “ben”lik düzeyinin eksikliğiyle ilgilidir. Ancak kendini olduğu gibi kabul eden ve sevebilen bir insan, diğer insanları da olduğu gibi kabul edebilir ve sevebilir. Kendimizi tanırken başkalarını da daha iyi anlar, onlarla empati kurabilir ve onlara gerçek anlamda değer verme kapasitemizi artırabiliriz.
Bencillik, toplumdaki birçok sorunun kaynağıdır çünkü bu durumda toplumsal bağlar zayıflar ve insanlar yalnızlaşır. Bu yalnızlık; yalnızca bireyler üzerinde değil, toplum üzerinde de toplumdan ve hayattan kopuşlara neden olur. Sadece benlik duygusu sağlıklı bir şekilde gelişmiş bir toplum, karşılıklı saygıyı ve anlayışı içinde barındırabilir. Her bireyin kendisi ile tek başına kalabileceği zamanlar, daha sağlıklı bireyler ve daha dengeli bir toplum yaratılmasına katkı sağlar.
Kendi iç yolculuğumuzu başlatmak, kendimizle tanışmak, daha yakından tanımak ve kendimizle barışmak; bizi daha mutlu, daha huzurlu ve daha tatmin olmuş birine dönüştürür. İşte burada koçluk devreye girer. Koçluk da en iyi versiyonumuza ilerlerken hem kendimizle hem de başkaları ile daha iyi ve dengeli ilişkiler kurabilmemize katkı sağlar. İşte bu yüzden kendimizi tanıma, kendimizle barışma ve kendimizi geliştirme süreçlerimizde hayatımızda koçluğu var etmeli ve koçluktan destek almalıyız.
Kendinizle, koçlukla ve sevgiyle kalın…