BENZEMENİN DAYANILMAZ YALNIZLIĞI

Benzemeye Çalışırken Kendimizi Kaybettiğimiz Anlar Nelerdir?

Hiç fark ettiniz mi?
Bazen birine hayran olurken yavaş yavaş ona benzemeye başlıyoruz.
Konuşma tarzımız değişiyor, kararlarımız değişiyor, hatta hayallerimiz aynılaşıyor.

Başta masum gibi:
“Onun gibi olursam ben de başarılı olurum.”
“Onun gibi davranırsam daha çok sevilirim.”
“Onun gibi düşünürsem doğru yolda olurum.”

Ama bir yerden sonra içten içe şu his doğuyor: “Ben bu hikâyenin neresindeyim?”

 

 

Benzemek Aslında Ne Anlama Geliyor?

Koçlukta sık gördüğümüz şeylerden biri şu: İnsanlar çoğu zaman başkasına benzeme isteğini “gelişim” sanıyor. Oysa çoğu zaman bu, gelişmekten çok kabul edilme ihtiyacının bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.

Hepimiz sevilmek istiyoruz.
Hepimiz “doğru” kişi olmak istiyoruz.
Ve bazen bunun yolu, kendimiz olmaktan değil, başkasına benzemekten geçiyormuş gibi, onun gittiği yoldan gidersek başarı gelecekmiş gibi hissediyoruz.

Ama gerçek şu: Benzedikçe rahatlıyoruz.

Çünkü deneyimi kopyalamanın basit ve bize ait olup olmadığına bakmaksızın gerçek olduğunu zannediyoruz. Oysaki kendimiz oldukça güçleniyoruz.

Şöyle bir anekdotla devam edelim…

Alanında uzman, başarılı, örnek bir üstada sormuşlar:

“Bu kadar büyük başarıyı elde ederken kimlerden ilham aldınız?”

“Kimleri örnek aldınız?”

“Hangi yönleri sizi ileri taşıdı?”

Üstat:

“Birçok kişiyi inceledim. Onlardan ilham aldım, deneyimlerini okudum. Ancak ben sadece kendimle yola çıktım.”

“Üstat, o halde nasıl bu kadar başarılı oldunuz?”

“Orada aldığım doğru kararların büyük etkisi var.” diye cevaplamış Üstat.

“Kararlarınızın doğruluğuna nasıl kanaat getirdiniz?”

“Tabii ki orada tecrübelerimden yardım aldım.”

“Peki Üstat, tecrübeleriniz nereden geliyor?”

“İşte orası çok önemli!” diye cevaplamış Üstat ve devam etmiş: “Başkalarını modelleyip kendi hayatıma uyarlarken aldığım yanlış kararlardan geliyor.”

 

Biz kendi özgün kimliğimizle değil, başarılarından bir suret çıkarmak vasıtasıyla, tabiri caizse, benzeri olmaya çalışarak bir başarı hikâyesi yaratamayız. Bizim hikâyemiz bize aittir ve bizi biz yapan yani asıl olandır. İlham, bizi motive eden; benzemek ise gelişime engel olandır. Burada bahsettiğimiz, yüz ya da biçim olarak benzemek değil elbette. Her birimizin ebeveynlerimize benzediğimiz yönlerimiz vardır ve bu doğaldır. Bahsettiğimiz, “Özgün” olmak, kendi değerlerini yaratmak, kendine inanmak ve güçlü yönlerini tanımak şeklinde özetlenebilir.

Hatırlayın lütfen:

Okul çağlarında, birinin başarılarıyla kıyaslandığımızda kendimizi kötü hisseder ve hemen savunmaya geçmez miydik ve “Ben onun gibi olmak zorunda değilim!” diye hayıflanmaz mıydık?

Ne oldu da kopyalamak, suret olmak bize kolay geldi?
Evet, artık yaşam çok değişken ve biz başarıya giderken bedel ödemekten çok o bedeli ödeyenleri takip etmeyi daha kolay zannediyoruz. Umuyoruz ki, her problemin çözümünün bir yolu var ve çözenleri takip etmek başarıyı getirir. Evet, bir süreliğine başarı geliyor hissi verir ancak kendi üzerimizde çalışmadığımız bir noktaya geldiğimizde tekrar başa döneriz ve bu döngü, biz olduğumuzda, özgün kimliğimizle tecrübeleri harmanladığımızda sona erer. Başarının geldiği yer tam da burasıdır.

 

 

Koçluk Görüşmelerinde “Benzemek” Konusu

Danışanlarımız bazen şöyle diyor: “Ben onun gibi olmak istiyorum.”

Biz de yumuşak bir yerden soruyoruz:
Onun gibi olmak isteyen siz, kendi vizyonunuzu yaratmak, kendi özgün kimliğinizi ortaya çıkarmak için nelere sahipsiniz?

İşte orası duraklama anı. Çünkü bu soru, başkasını işaret etmekten vazgeçip aynaya bakmayı gerektiriyor.

Bir diğer güçlü soru ise şöyle: “Başarıya giden yolda vizyonunuzu yaratırken başkalarına ilham olacak nelere sahipsiniz?”

Koçluk tam da burada başlıyor.
Bir role girmeyi değil, rolü bırakmayı teklif ediyor. Kendimizi var etmek, geleceği gerçekleştirmek ancak kendi güçlü yönlerimizi ve değerlerimizi hizaladığımızda var oluyor.

 

Benzemek Güvende Hissettirir, Kendimiz Olmak Özgürleştirir

Benzemek konforludur. Çünkü sorumluluğu başkasının hayatına fatura ederiz:
“Zaten onun yolundan gidiyorum.”

Ama kendin olmak…
İşte orası cesaret ister. Çünkü artık başarılarımızın da, hatalarımızın da sahibi bizleriz ve orada çözüme giden keyifli bir yolculuk başlar.

Koçlukta danışanların en güçlü anları şunlar olur genellikle: “Ben aslında böyle olmak istemiyorum…” dedikleri ve fark ettikleri anlar. O an mucize değildir ama çok gerçektir.
Çünkü insan olarak kendimize yaklaştığımızda hayat da bize yaklaşır.

Koçlukta temel varsayımlardan biri de şudur: Danışan zaten bütün kaynaklara sahiptir.
Bu yaklaşım, bireyin bir başkasına dönüşmesine değil, kendi potansiyelini ortaya çıkarmasına odaklanır. Oysa “benzemek” çoğu zaman bu potansiyelin üstünü örten bir gölge gibi çalışır.

 

 

Benzeme İhtiyacının Psikolojisi

Benzemek çoğu zaman bir hayatta kalma stratejisidir. Onay almak, kabul görmek, dışlanmamak, başarılı görünmek… Bizler, çevreden aldığımız mesajlarla şunu içselleştiririz: “Eğer X gibi olursam, değer görürüm.”

Koçluk sürecinde ise soru değişir: “Ben kim olduğumda değerliyim?”

Bu geçiş noktası kritiktir. Çünkü benzemekten vazgeçtiğimiz anda yalnızlaşmayız; aksine otantik bir hal alırız. Ve otantiklik, sürdürülebilir başarının en güçlü zeminidir.

 

Koçlukta Benzemekten Olmaya Geçiş

Koçluk görüşmelerinde sıkça şu ifadeler duyulur:

“Onun gibi lider olmak istiyorum!”

“Keşke onun kadar cesur olabilsem…”

“O hep doğru karar veriyor.”

Koçluk burada yönü dışarıdan içeriye çevirir:

Senin liderlik tarzın nasıl?”

“Cesaret senin hayatında nasıl bir anlam taşıyor?”

“Doğru karar, senin değerlerinle uyumlu olduğunda nasıl görünüyor?”

Bu sorular bizi bir kalıbın içine sokmaz; tam tersine, kendi kalıbımızı inşa etmememize alan açar.

Koçluk, danışanı şu noktaya davet eder: “Başkası gibi olmaya çalışmayı bıraktığında, kim oluyorsun?”

Bu soru çoğu zaman sessizlik getirir. Ama o sessizlik, içsel liderliğin başladığı yerdir.

 

 

İlham Al, Ama Kendi Yolundan Yürü

Rol modellerimiz olabilir. Hayran olduğumuz insanlar olabilir. Ancak onları ölçü değil, pusula yapmalıyız. Onların hayatına bakıp şu soruyu sorabiliriz: “Ben kendi hayatımda bunun karşılığını nasıl yaşamak istiyorum?”

Çünkü gelişim, başkasına benzemekte değil, kendi sesimizi bulmakta başlar.

Ve inanın; dünya bizim başkasının kopyası olmamıza değil, kendimizin en sahici hâlimize ihtiyaç duyuyor.

Ve son soru:

“Dünyaya tekrar gelecek olsan; seni tanıyacakları, sana ait en özgün şey ne olurdu?

Dur, düşün ve bak bakalım senin cevabın nedir?

“Fark et, kabul et ve “SEN” olmaya gayret et!”

Picture of Bülent Polat
Bülent Polat
Kalite Yönetimi,Tethavva Kozmik Enerji Uygulayıcı Egitimi

Post a comment

Bağışınız İçin Teşekkürler

Online ödeme

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak bağışınızı yapabilirsiniz.

GBB Kitap al

Aşağıda ki bağlantıya tıklayarak imzalı GBB kitabını sipariş ver.

havale/eft

GELECEK BUGÜN BAŞLAR DERNEĞİ

Banka
: HalkBank
İBAN: TR48 0001 2009 1470 0016 0000 16