Yaban nedir? Kelime olarak TDK’da “yerleşim bölgeleri dışı” anlamına geliyor. Kendimizi yabancı olarak hissetmek ise bir yerlere ait olmamakla ilgilidir.
Kişi doğar ve bir aile içinde bulur kendini, korunaklıdır. Anne, baba ve kardeşler vardır onunla birlikte. Daha da büyür; okul çevresi, sosyal çevre dediğimiz yaşam alanını oluşturan sokak ve mahallededir. Burada da kendini güven içinde hisseder.
Büyüdükçe sosyal çevresi de büyür. Kimi zaman kendini yabancı gibi hisseder. Özellikle bu, evden uzaklaşıp eğitim ortamına karışınca ya da evlilik hayatına girince olur. Ailenizin evinden çıkıp da başka bir yere gitmek, hani derler ya “ellere karışmak”, işte budur kendini yabancı hissetmek… Her ne kadar sevildiğini görsen de başkasındır onlardan. Hatta başka şehir ve ülke olunca iş daha da karışır. Hangisine ayak uyduracaksın; aileye mi, çevreye mi, ülkeye mi?
Kimi zaman da yaşanılan toplumsal olaylar, kişilerin yer değiştirmesine neden olur. Göç diyoruz buna, kim nerede yaşayacaksa gider o yerlere… Acaba oradakiler kabul edecekler mi bu gelen yabancıyı? Günler geçer, göç edenlerin çocukları olur, uyumlanırlar hatta asimile bile olurlar. Onların da çocukları olur ve yeni nesiller oluşur. Artık yabancı olmaktan çıkmışlardır. Gittikleri yerleri kabul edip kendilerini de kabul ettirmişlerdir. Üç dört nesil geçer ve şimdiki nesiller, “İyi ki gelmiş atalarımız!” diyerek şükür içinde olurlar çünkü artık yabancı değillerdir. Lakin bu zihniyete gelene kadar neler yaşanmıştır neler?
Ne kadar haksızlıklara uğraşmışlar, ne kadar dışlanmışlardır? Köklenene kadar çokça yorulmuşlardır. Şimdi de başka yabancılar gelirler ve onları görünce atalarının yaşadığı dışlanmayı, bu yeni gelen topluluklara yaparlar. “Siz yabancısınız!” diye yargılarlar, dışlarlar…
Kendini yabancı hissetmek ya da yabancı hissettirilmek büyük bir travma. Bu acıları kişilerden çok, sonradan gelen nesiller çekiyor. Adeta kıvranıyorlar bu acılarla. “Neden biz bazı konularda kendimizi garip hissediyoruz?” diye sancılar yaşarlar hayatlarında…
Gelen kişiler nesi ile gelirse gelsin, kabulde olup daha sonra onların da bu toplumun bir bireyi olacağını bilerek bir arada, kabulde ve mutlu yaşamak; gelecek nesillere en büyük armağanımız olur.
Dünya çok büyük, hepimize yeter! Sadece biz bencillikten kurtulup paylaşmayı bilelim. Karşımızdakinin bir insan evladı olduğunu hatırlayalım. Kim bilir, bizim de içimizde kırılmış bir yabancı var ve lakin biz bunu bilmiyoruz.
Mutluluğu arıyoruz ve devamlı yargıdayız. Her şeyi yargılıyoruz… Aslında mutlu yaşamak, haklı yaşamaktan daha güzel!